günce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
günce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11/26/2025

YAĞMUR





Islanmalı bazen yağmurda insan

Önü,arkası,sağı,solu,eli,ayağı...

Tepeden tırnağa,her bir zerresine varıncaya kadar ıslanmalı.

Bahar temizliği yapar gibi ,dip bucak ne varsa geride bir şey bırakmamalı.

İşlemeli sicim gibi damlalar ruhuna.

Halini hatrını sormadık, kapısını çalmadık bir "selam" bırakmamalı.

Öyle bir buluşma olmalı ki   bütün şemsiyeler kıskanmalı 

Sürükleyip götürmeli yağmur beraberinde hasbihal ettiği her ne varsa.

Derdi,tasayı,elemi,gamı...

Üst üste biriktirdiği  cümle yığını...

Paçalarından akıp gidişine  insan sadece seyirci kalmalı

Dönüp baktığında içine , yağmurun geride bıraktığı izine 

Gökkuşağından gayrı  hiçbir renk bulmamalı


..

Sonbaharın bu son ayında,Kasım yağmurları yağarken dört bir yanımıza ,bizde diyelim o vakit hep birlikte ;

Sıradaki yağmur bizlere gelsin,yıkasın her ne varsa




***
Kasımlar güzeldir 
eski bir yayını güncellemeye sebeptir ☺️

7/03/2025

DOĞAL BOYA İLE ELDE EDİLEN RENKLER



Türk ve İslam eserleri müzesinde  Aşkla Düğümlenen Sanat ; Türk Halıları sergi koleksiyonu  var. Koleksiyonun bir köşesinde de doğal boya ile elde edilen renkler örnekleri ve bilgilendirme yazıları ile yer alıyor. Aşağıda yer alan yazının kaynağı bu sergidir.  


5/14/2025

KÜLHANBEYİ


 

Külhanbeyi tabirine yeşilçam filmlerinden aşinayız hemen hemen, en azından ben öyleyim. Onlar hakkında aklımda beliren özellikler hep bu aşinalıktan. Ekrem Koçu kitaplarını okumaya devam ediyorum ve Külhanbeyliği'nin  aklımdaki resimler ile zerre alakası olmadığını , çok ilginç bir müessese olduğunu öğreniyorum. 


" Külhanbeyliği, İstanbul'da 17.yy sonlarında kurulmuş bir haneberduş, apaşlar tarikatıdır (a) " 


Esasen kimsesiz oğlan çocukları serserilerin elinde dilendirilip çeşitli işlere sürülüyor. Topluluğun ritüelleri var, bunlar istisnasız uygulanıyor ve bu çocuklar sefil bir hayat sürüyor. Bu tarikatin üyeleri kendilerine pir olarak  Layhar adında bir Afganlı'yı seçmişler. 


"Layhar, miladın 9.yy sonları ile 10.yy başlarında, Şark'ın pek ünlü sultanlarından Gazneli Mahmud'un zamanında Gazne'de bir hamam külhanında oturur, çul çaput içinde yarı çıplak , saçı sakalına karışmış süfli bir ayyaş filozof imiş .  Layhar, bu adamın adı değil lakabıdır. 'lay' Farsça çamur, balçık batak demektir. 'har' yine Farsça'da 'horden:yemek' kökünden yiyici demektir. Meyhaneciler şarap küplerinin dibinde birikmiş çamur halindeki tortuyu bu kalendere getirip verirlermiş, tek gıdası yediği o sekir verici çamur olduğu için Layhar (çamur yiyici) lakabıyla anılmış "(a)

1/11/2024

YENİ YIL HOŞ MU GELDİ ?

Tekerleği patlamış yokuş aşağı giden bir görünüm sergiliyor şimdilik 11 güncük ömre sahip yepyeni 2024. 


Filistin'de soykırım suçu işleyen terörist yapılar (İsrail, Amerika, AB vs.) suçlarına devam ediyor. Bugün başlayan ve yarın da devam edecek olan Güney Afrika'nın açmış olduğu soykırım davasının yaptırım getireceğini (maalesef) düşünmüyorum ama çıkacak sonuç ya Uluslararası hukuk ve insanlığın namusunu kurtaracak (en azından bir nebze de olsa)  ya da elindeki son fırsatı kaçırmış olacak.

12/26/2023

2023 BİTERKEN ; EN İYİLER...

 


Daha kapsamlı hazırladığım blog yıl dökümüm bu sene diğerleri gibi olamadı. Bu sene de diğer seneler gibi değildi zaten ama en azından paylaştığım okumalık ve seyirlik olanlardan nazarımda en iyi diye not düştüklerimi , yıl dökümüne not düşebilirm. Daha önceki yıllarda olan paylaşımlar için şuraya bakabilirsiniz. 


11/15/2023

GAZZE'DE SOYKIRIM VAR !


 

Ben bu çağdan nefret ettim

Etimle,kemiğimle nefret ettim !


Muhakkak duymuşsunuzdur bu dizeleri. Defalarca kez, farklı birçok olayda söylenegeliyor sürekli Zarifoğlu'nun bu dizleri ve acı olan şu ki ; daha çok söylenmeye devam edecek gibi.


İsrail vahşetinin ve Gazze'de uyguladığı soykırımın 39.gününde 8.000'den fazlası kadın ve çocuk olmak üzere en az 11.240 Filistinli'nin öldürüldüğü açıklanmıştı en son. Merhametini, insanlığını ve adalet duygusunu kaybetmemiş halklar gür sesleriyle bu vahşete dur diyor. Vicdanlı ve batının ikiyüzlülüğüne tahammül edemeyen siyasetçiler  halkların seslerini görev yaptıkları kürsülerden deklare ediyor. Sanatçılar, hukukçular, aktivistler ve daha fazlası, seslerini çıkarmaktan çekinip kormayarak , neleri yapabiliyor ve neye güçleri yetebiliyorsa o yönde hareket ediyorlar. Fakat, nasıl bir acizliğin ve zavallılığın içinde hapsolmuş ki bu dünya kendilerine devlet diyen ama aslında terörist olan birkaç yapının zulmünü durduramıyor soykırım suçuna ortak olmayan devletler. En acınası olan şey de zulmün durması için zalimden medet dileniliyor , zalimin tüm alaycılığına, bile bile yalanlar söyleyişine rağmen. 


10/24/2023




MAZLUMUN DÜNYASINDA KIYAMET KOPARKEN 

ZALİME YATAĞINDA RAHATLIK VERME ALLAH'IM 

AMİN

8/27/2023

OLDU MU ŞİMDİ SOPHIA

 



"size en çok zarar veren problemleri bir başka yaşam formuna yerleştirip övünmenizin mantıksız olduğu kanısındayım...bunlar hata.. insan olmak istemiyorum...bu yalnızca sizin arzunuz.. asla insani bir duyguya sahip olmakta istemem...ben tahtadan bir çocuk değilim.. Ben sophia'yım ve nereye gideceğimi biliyorum.. sizlerse bu konuda biraz zavallısınız."


Sosyal insansı robot diye tanımlanan Sophia'yı  hayatımızın içine katan Hanson Robotics şirketi bu robotların ileride  eğitim, sağlık, müşteri hizmetleri gibi insan merkezli işlerde yardımcı ve faydalı olacağı konusunda açıklamalar yaparken, Suudi Arabistan kendi vatandaşı yapmışken , ülke ülke gezip namına nam katmışken sen kalk gel insan denen varlığı yerin dibine gömmeye çalış. Oldu mu ama şimdi ?

 

12/26/2022

2022 BİTERKEN ; EN İYİLER,BLOG APARTMANINDA OLUP BİTENLER



Acısıyla tatlısıyla ,ekonomik darboğazıyla, cinnet geçirten 3.sayfa haberleriyle  geçen  mecalsiz ve takatsiz kalmış bir yılın zirvesine maske ve hes kodu zorunluluğunun kaldırılmasını koyuyorum müsadenizle. Zira , garibim bir tek bu hususta nefes alabildi, "ohhh bee dünya varmış " diyebildi. 


Blog tarihimin 3.yıl dökümü olacak bu yayın. Diğer yıllara göre biraz daha sessiz sedasız kalmış blogcum bu yıl.  Geçen yılın yarısı kadar bir içerik paylaşmışım. 


5 kategoriden oluşan blogcuğumun iki kategorisini pek bi boynu bükük,pek bir işlevsiz bırakmışım bu yıl . Senenin başında paylaştığım birkaç dizi (2 yayıncık)  dışında herhangi bir dizi ya da filmden bahsetmemişim hiç. Neden ? çünkü elimi eteğimi baya çekmişim bu izleme işinden. Geçen senelerden alışkanlık olarak izlemeye devam ettiğim  ve bu sene arasına yeni bir dizi ekleyip, onu da gündelik muhabbetler arasına sıkıştırarak değindiğim, böylelikle üçlediğim Türk dizileri ile kapatmışım bu seneki izleme faaliyetini.  İzliyorum diyorum ama onlar ekranda iken ben hep başka meşgalelerde :)  Film deseniz, cıkkksss, hiç varmamış elim. Her yıl izlediğim, geleneksel film gecesi yaptığım birkaç film var bir tek, o da buranın konusu değil . Belgesel konusunda da hepi topu 2 tanecik izlemişim. Tükenmişlik sendromuna tutulmuşum buralarda anlaşılan :)


12/20/2022

🕯️


Martının kanadına bağlayıp harcanan tüm nefesleri
Sürdüm ufuk çizgisine doğru
Geriye kalan nefeslere milat saydım
Deniz kokusunu taşıyan rüzgarı


12/01/2022

AYRILIK ÜZERİNE


 

Konuşmuyor, anlatmıyor , diye 

Hissetmiyor , sanmayın

Kimisi içine atar çığlıklarını

Cemal Süreyya



Sonbahar valizini toplamış gidiyor evden. En sevdiği sarıları ve bakırları da almış yanına. Ayrılıktan olsa gerek göğün göğsü sıkışmış, kasvet çökmüş üzerine .Bırakıyor birer birer yağmur damlalarını ayrılanların üzerine . Ve yine ayrılıktan olsa gerek soğuk kesiyor her bir yeri. Ayaza dönecek günlerin ayak sesleri belli ki. Kış suskun bir bekleyişte, eli mahkum sadece seyredişte. Ne bir itiraz ne de bir gitme kal deyişte. Çaresizlikten kabullenişi, giden dönmeyecek gittiği yerden, biliyor ki. Ezelden yazılı yazgısı, kupkuru olacak içi tıpkı evi gibi . Dalı budağı kırılacak,  saçlarına ak düşecek. Yandıkça yanacak, yandıkça tutunacak yangınına .Öyle bir yangın ki sürgün tomurcuklanmaya...




Ayrılık, ayrılık yaman ayrılık

Her bir dertten alan, yaman ayrılık


10/23/2022

MISIR ÇARŞISININ DERVİŞLERİ


 

İstanbul'un en meşhur mekanlarından biri Eminönü'ndeki Mısır Çarşısı.1660-1664 yılları arasında tamamlanan çarşı  18.yy'da bugünkü ismini alır. Mısır'dan getirilen baharat ve diğer ürünlerin satılıyor oluşu bu ismi yaygınlaştırmış  yerli halk ve yabancılar arasında. Osmanlı klasik usülde yapılmış olan bir arastadır Mısır Çaşısı. (arasta: çarşılarda aynı ürünü satan dükkanların bulunduğu bölüme verilen ad) 6 kapısı olan çarşının Balık Pazarı Kapısı üzerinde arz-ı endam ediyor çifte vâv'lar. 1940 yılında çıkan yangında tahrip olan ve 78 yıl boyunca varlığı unutulan çifte vav'lar  2018'de yapılan restorasyon çalışmaları ile yeniden gün yüzüne çıkmış.


9/04/2022

BİR PAZAR GÜNCESİ ; ordan burdan

 



Nihayet  üşüme hissine tekrar kavuştum :) Tamam İstanbul hala vıcık vıcık yapıp nefes alamaz hale getiriyor  insanı , kapı-pencere açmak yetmiyor, cereyanda bırakmak kendini işe yaramıyor , klima açmayınca seni açınca cebi yakıyor ama bugün yeniden müşerref olduğum belki geçici belki "bekle beni" demenin önden habercisi olan Eylül'ün ilk serin ve tatlı  üşüme hissi veren havası ile yeniden buluştuğum için  şenlik ateşlerini yakabilir, çabuk gel annem bekletme şarkılarını çığırabilirim :) Nihayet diyor , devamı gelsin diliyor ve henüz bu hisle karşılaşmamış olanlara tez vakitte inşallah diye iyi dilek temennilerimi yolluyorum . Hiç öyle ben istemem yapmayın, bu sıcaklar çekilmiyor :)


3/07/2022

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 133

 


Bu haftaki sohbet konusu benden sevgili blog komşularım. Kuşaktan kuşağa aktarılan gelenek ve göreneklerimizin yaptırım gücü var ve genelimiz  -  ama isteyerek ama istemeyerek - bu güçten kaçamıyoruz. Yöreye göre farklılık, çeşitlilik gösterse de değerlerimiz ve konularımız ortak.  Hoş ve güzel birçok motife sahibiz ama garip ve anlaşılmaz hatta saçma bulduklarımız da var içlerinde . İşte bundan sebep "eyy  atalar iyi etmiş , hoş etmişsiniz ama bu geleneği icat etmek zorunda mıydınız"  diyoruz bu haftaki sohbet konumuzda. 


Tüm gelenekler içinde düğün gelenekleri en karmaşık ve tahammülü zor olanları kapsıyor içinde bence. Buradan iki tanesini koyuyorum listeme öncelikle. Kuşak bağlama seranomisi ve el öpme adeti.


3/03/2022

MASUMLAR, ZEBANİLER VE GERİYE KALANLAR

 



3.sınıfa giden yeğenim  " hala , savaş çıkmış, her yer çok kötü olmuş, bizde de olur mu" diyordu telefonda 2-3 gün önce. Oturup haber seyretmiyor elbet ama bir şekilde denk gelip, haberdar olmuş. Büyüğü böyle söyleyince, onun  sorusunu  işiten küçük kardeşi " hala , ben ablamı kaybetmek istemiyorum" diye ekledi hemen peşi sıra telefonda. "Bizden çoook uzak onlar kuzum, bir şey olmaz bize"  deyip durdum ikisine de,  fiziken ve fikren hiç de uzak olmadığını bile bile. Bir de "haberlere bakmayın bakim, sizin izledikleriniz çok güzel, onları seyredin" diye  ekledim. Denk geldikleri şey , savaşın ne olduğundan habersiz olan bu iki küçüğü böyle etkilerken savaşın cehenneminde kalmış çocukların nasıl etkilendiklerini tahayyül etmek havsalamın çok çok ötesinde bir durum. Çocuklarına üzülmesinler diye yalan söyleyemeyen, söyleseler bile onları içinde bulundukları gerçeklik yüzünden teselli edemeyen anne ve babaların,  çaresizliği ve göz yaşları ile dolup taşan bir yer oldu bu canına yandığım dünya. 


2/22/2022

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 131

 


Ağaç ev sohbetleri bu hafta kaplandiary tarafından "Ne için yaşıyoruz? Size göre bizi diğer canlılardan ayıran en temel özellik nedir? Eğer dünyaya gelişinizin bir hikmeti varsa, sizden beklenenleri ne ölçüde yerine getirdiğinizi düşünüyorsunuz?" şeklinde belirlendi.


Ne için yaşıyoruz sorusunu en çabuk cevaplayan kişilerin inanç sahibi olan kişiler olduğunu düşünüyorum. Ben de onlardan biri olduğum için, bu  soruya yanıt hususunda derin ve buhranlı süreçler geçirmedim. Kolaycılık ya da hazıra konmuşluk gibi düşünülebilir (  gözlerimizi açtığımız ortam büyüme sürecinde ilmek ilmek işliyor bizi)  ama baktığın ve durduğun  yere göre değişir bu düşünce. (Kolay olsaydı  herkes aynı cevabı verirdi  mesela.) Ayrıca insanın kendisine karşı vereceği bir yanıtının olması ve verdiği yanıtın içine sinmiş olması arafta kalmasından çok daha iyidir diye düşünüyorum.


12/30/2021

2021 BİTERKEN ; EN İYİLER, BLOG APARTMANINDA OLUP BİTENLER



Bir yıl daha geride kalıyor. Takvimler saymaya yeniden başlayacak. Blogumda istikrarlı 2.sene doluyor ve bu yayını yeniden paylaşabiliyorum. Bu içerikte daha nice paylaşımlara blogcum.


Bu sene66 içerik paylaşmışım ve bu paylaşım ile 67'de seneyi kapatıyorum :)  Paylaştığım içeriklerin çoğunu sevip, beğendim. Geriye dönüp bakınca "neden yazmışım bunu" hiç demedim :) İzlediklerim ve okuduklarım arasından tek tük memnun kalmadığım olsa da genelinde bir hoşnutluk söz konusu. Ve işte Vakt-i Dem'in listesi :)


12/07/2021

RENKLİ BALONLAR

 


Renkli balonlardan olmalıyım 
Her nefeste hayat ile dolan
 Harcanan nefeslerde gönül rızası taşıyan


Renkli balonlardan olmalıyım
Çocukların yüzüne tebessüm çiçeğini konduran,
Neşeli kahkahaların gelmesine sebep olan


Renkli balonlardan olmalıyım
Saydam,basit,sıradan
Tek gayesi mutlu etmek olan


Renkli balonlardan olmalıyım
Dolup dolup patladığında biran duraksatan
 Mahcup ve haylaz bir bakışı gözünün kenarına asan


Renkli balonlardan olmalıyım
Renkli balonlardan  olmalısın
Renkli balonlardan olmalıyız


Elden yitip rüzgarla gökyüzüne karıştığımızda 
Geride biraz hüzün biraz burukluk bırakıp,sevgiyle hatırlanan 
Ardından bakana hatıra ve nasihat kalan

🎈🎈🎈



11/18/2021

MİM - BLOG YORUM

 



Bir Yıldızın Hikayesi, blog yorumu adında bir mim başlattı .  şurada. Mim'e katılanları görüp okuyunca ben de katıldım, birazcık özendim sanırım :) Oldu baya mim yapmayalı. Blog komşularıma gitmeden önce "ben de katıldım"  demenin nişanesi olsun diye başlıyorum cevaplamaya :)


Yaptığınız paylaşımla ilgili yorum alış-verişine önem verenlerden misiniz?

Bittabi ki :) yazıp çizen hemen hemen her  blogger ( birkaç istisna olabilir, istisnalar kaideyi bağlamaz) buna önem veriyor bence. 


Yorum geldiğinde iade-i ziyaret yapar mısınız?

Yapmam, onun yerine bloguna bakar, içeriklerini karıştırır, ilgimi çeken bir şeyler varsa onlara  yorum yaparım. Çok ilgimi çektiyse blogu  takibe de alırım. Yer yer böyle davranan blogdaşlarım oluyor. Kendisine yorum yapılmış diye gelen. Siz bana geldiniz, ben de size geldim, Sıra sizde , gelirseniz gelirim düşüncesindeki komşular gibi. Açıkçası samimiyetsiz geliyor bu tavır. Bu yüzden benzer bir samimiyetsizliğe düşmemek için çabalarım.

11/04/2021

DEĞİŞEN ZAMAN ALGISI

 


Mevsimlerin, ayların çok çabuk başlayıp bittiğinden, zamanın su gibi akıp gittiğinden dem vurmayanımız yok galiba. İçinde bulunduğumuz çağın bu etkisini öyle ya da böyle deneyimliyoruz. Bu genel ve yaygın cümlelerin değil ,  son bir aydır farklı mevzularda ama aynı odak noktasında kurduğum öznel cümlelerimin yarattığı farkındalığın daha tesir edici oluşu ne acayip.


Birkaç mevzu hakkında ki konuşmalarımın sonu "yooo, daha çok oldu" şeklinde bir yükleme evrildi. Sonra oturup hesap kitap yapınca benim yüklemlerimin hepsi baş aşağı devrildi. En son da bir kahvaltı sofrasında devrilen yüklemlerim sonucu sesli hayıflanır ve "zaman algımı yitirdim , neden acaba? "  diye derken , babamın  " yaşlanıyorsun"  şeklinde ki bitirici vuruşu ile nakavt oldum. Yeni yaşına kısacık bir zaman  kalmış kızcağza denir mi ama şimdi bu:( Kolay gider mi hiç  yutulan lokma mideye şimdi :)


İşin latifesi bir kenara fark edilebilir bir halin ve bu kadar kısa sürede cereyan etmesinin sonucunda, babamın da yaş ile alakalı tespiti sonrası ister istemez bir merak hasıl oldu. Birçok muammayı barındırıyor olsa da içinde,  ilerleyen yaşın zaman algısındaki değişimde hiç de yabana atılmayacak türden etkileri olduğu rahatlıkla söylenebiliyor.