Bugün , tüm gecesini gök gürültüsü, şimşek ve sağanak yağışla, gününü gri ,kasvetli ve yer yer yağışla geçiren pazar günü. Gelecek olan kışın habercisi midir bilinmez ama mevsim normalini hissettiren bir havaya kavuştu İstanbul. Fakat , dün öyle miydi? elbette değildi.
Aralık ayına başlangıç bana hiç iyi gelmedi. Ruhsal, zihinsel ve bedensel olarak error veriyor gibiyim. Etrafında gezindiğim kuyuların içine düşmemek için gayret gösteriyorum yine de. Çabalarımın faydasını görmeyi umuyorum. Gülhane'ye yolumu düşürmek de bu çabalardan biriydi. Ne denli kalabalık olursa olsun, nefes aldıran ve rahatlatan bir yanı var hep. Sığınabileceğin ve kendini dinleyebileceğin bir köşesi de. Hava da güzel ve yumuşaktı dün. Daha ne olsun.
Gülhane Sarnıcı'nda , Sarnıç adında bir sergi vardı. En çok bu eseri sevdim. Yakalanmış Balık. Halet-i ruhiyem ile pek bir örtüşüyor olduğundan olsa gerek. Su sesi eşliğinde eserleri inceliyor ve mekanı soluyorsunuz. Çok hoş bir ambiyans fakat yaramaz bir oğlan çocuğu , hazırlanmış zeminde ayaklarını pat pat vurup gürültü çıkardığı için benim ambiyans bölünüp durdu sürekli. Çocuklar sıkılıyor böyle şeylerden, bu net, haksız da değiller ama ebeveynlerden bir miktar uyarı fena olmaz. Gülhane kalabalık ama sergi değil, tek tük kişi girip çıkıyor. Ücretsiz olan bu sergi bir vakte kadar daha açık.
Çimenlerin gür yeşilliği, kimi ağaçların tamamen çıplak kalışı kiminin ise birer birer süzülen sararmış yaprakları, o yeşillerin üzerine kilim gibi yayılmış sararmış yapraklar, arada minik minik açmaya devam etmiş beyaz papatyalar ile göz gönül ferahlığı veriyor Gülhane. Kuşların cıvıltısı da hoştur ama bu sefer o cıvıltılardan eser yoktu. Tüm park cıyak cıyak bağıran karga ve martı sesleri ile inliyordu. Bir de bunlar sürekli dalaşıyordu. Hem yerde hem gökte ekmek kavgasındaydı hepsi. Ziyaretçiler atınca ekmekleri, onlarda birbirine giriyordu. Onların şirretliğinden :) olsa gerek başka hiçbir kuşun sesini işitmedim. Pusuya yatmış bir iki kedi yakaladım bir de ama amaçlarına ulaşamadılar bir türlü.
Gülhane Parkı'nın hemen girişinde (solda) Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi var. Aslen alay köşkü olan bu binayı Gülhane'yi sıkça ziyaret etmeme rağmen es geçmiştim hep, bu sefer yapmadım. Yazarlardan hatıra eşyalar, el yazıları ile yazılmış notlar, mektuplar ve birçok kitap var. Girişte isim kaydedildi, kilitli dolaplara çanta ve telefonlar konuldu ondan sonra ziyarete müsaade edildi. Esasen merak ettiğim yapının kendisiydi. Topkapı'ya binaen fazla beklenti yaratmış olabilirim tabii:)
Ben gibi tek takılanlar da çoğunluktaydı bu arada. Bu iyi bir şey mi kötü mü araftayım . Onlar da kitaplarıyla ya da ellerindeki fotoğraf makinaları ile beraberdi. Ben ise kendimi dinlemeden, dinlemenin peşindeydim, şifa niyetine. Bundan sebep biraz yürüdüm, biraz oturdum. Bu döngüyü birkaç kez tekrar ettim ve sonunda evimin yolunu tuttum. Tabii saat ilerlemiş olduğu için balık istifi tramvaya mahkum oldum :(
Nostaljik bir Gülhane için şurayı ( tık,tık ) ziyaret edebilirsiniz.
Keyifli pazarlar olsun






Bugün biz de deniz kenarında bayağı martı ve kedi gördük. Ama pek agresif değillerdi neyse ki. :)
YanıtlaSilDeniz kokusu sakinleştirmiştir belki :) benim tarafta hem kendi türleriyle hem de birbirleriyle cenk vardı. Ağaç dalına tünemiş kargalar yerdeki martıları kesiyorlar sonra harekete geçiyorlardı. Velhasıl, birçok taktik vardı:)
SilHava şartları bizde de aynıydı. Mevsim geçişlerinde haleti ruhiye de değişime uğruyor bence.
SilBirkaç gündür ben de gergin hissettim durdum kendimi. Dün şehri biraz turlayınca iyi geldi.
Pandemide martı , karga, güvercin karması çok şaşırtmıştı beni. Hayvanların hepsi yemek derdinde aslında. Hayatın birer parçası hepsi. Çocuk girilmeyecek yere çocuk getirenlere ise pek tahammülüm yok.
Yazı ve fotoğraflar huzur verdi. Ellerinize sağlık:)
Teşekkür ederim ☺️
SilMevsim geçişleri yapıyor öyle sahiden, iyi ki bu küçük turlar iyi hissettiriyor.
Burada da pandemiden ziyade kediler için bırakılan yemeklere dadanan martılar sonrası ilginç bir komşuluk yaşanmaya başladı :) karga ve güvercinler henüz göze alamıyor savaşı ama Gülhane'de çok acayip durum :) hoş, orada dolanan kargalara mahallede rastlamışlığım yok, her mıntıkanın sahibi var demek ki:)
gülhane sahiden rahatlatıcı. o müzede kitap okumak da keyifli oluyor. girişte soldaki tanpınarda. kışa alışma sürecindeyiz :)
YanıtlaSilDingin bir kafa ile deneyimlemek lazım. Uğradığımda akşam vaktine az vardı, hepi topu 4-5 kişi geziyorduk,makul saatlerde ziyaretçisi daha iyidir belki.
SilBu mevsimde hepimiz enerji düşüşü yaşıyoruz, ben de aynı durumdayım. İyi gezmeler sana...
YanıtlaSilTeşekkür ederim. Öyle olduk gibi, bugün de hava hep koyu gri ve yağışlıdı, kar yağarsa açılırız belki :)
SilFotoğraflar çok güzel. Oraları gezmiş gibi olduk. Sergi de ilgi çekiciymiş. :)
YanıtlaSilTeşekkür ederim ☺️
Silistanbula hiç gitmedim desem.. bir gün bende gezeceğim inşallah.. Takibe aldım bana da beklerim belki tatlış blog arkadaşı oluruz^^
YanıtlaSilİnşallah fırsat bulabilirsiniz 😊 teşekkür ederim
Siluzun yıllar İstanbul'da yaşamış, ardından küçük bir şehre adeta göç etmiş biri olarak İstanbul'u artık bir yabancı olarak okurken burnumun direği sızladı :)
YanıtlaSilHoş anılar ise geride kalan sızlatır illaki, daha hoşlarını biriktirelim her daim :)
SilMerhabalar.
YanıtlaSilYedi tepeli şeh-ri İstanbul'da yaşamanın avantajlı yanlarından biri de budur. İstanbul'da yaşam çekilmiyor ama tarihi ve tabi güzelklikleri ile birlikte Gülhane parkı gibi emek verilerek insanların soluk alabileceği yerlerin de olması ne kadar güzel!
Ankara'da aynen sizin tasvirini verdiğiniz İstanbul havası gibi, yalandan atıştıran yağmur damlaları, soğuk ve kapalı bir hava hakimdi.
Bu Gülhane parkı, rahmetlik Cem Karaca'nın "Ben Bir Ceviz Ağacıyım Gülhane Parkında" şarkısına konu olan park değil mi? Gerçekten Gülhane parkında ceviz ağacı ya da ağaçları var mı? Ben bu şarkıyı yıllar sonra benim torunlarım severek dinlerlerken fark ettim. Cem Karaca'yı severdim ama ben onu başka şarkılarıyla tanımıştım ve bu şarkısından habersizdim. Bana da onun böyle bir şarkısının olduğunu torunlarım duyurmuş oldu.
Resim sergisinde ruh halinize uygu gördüğünüz yakalanmış balık resmini uzun uzun seyretmek gerekiyor sizin gibi. Yoksa, ilgisi olmayanlar gibi öylesine bir bakıp geçmekle resimde anlatılmak istenenleri asla göremezsiniz. Ben de resimlerin her ayrıntısını görmeye ve okumaya çalışırım. Buna rağmen bile pek çok ayrıntıları kaçırırız. Sanat işte böyle bir şey, okuyana ve bakmasını bilene çok şeyler anlatır.
Gülhane parkını ve o günkü ruh haliniz eşliğinde satırlara dökülen duygularınızı okumak fırsatını veren paylaşımınız için teşekkür eder; kaleminize, emeğinize ve gönlünüze sağlıklar dilerim.
Selam ve saygılarımla.
Merhabalar
SilYorumunuz için teşekkür ederim öncelikle.
Kıymetli sesler ve eserler yeni nesil tarafından da farkedilmeye başlıyor ve bu çok hoş kesinlikle.Cem Karaca'nın seslendirdiği şarkı Nazım Hikmet'in şiiri aslında. Bir vakit yolları kesişmiş ve birlikte çalışmış olduğu Sabahattin Ali'nin de pek çok şiiri şarkı formunda seslendirilmiş. Bunları öğrendiğimde şaşırmıştım:)
Gülhane'de ceviz ağacı var mı? bilmiyorum sahiden. Sonbaharda meyvesi olgunlaşıyor, çokça sonbaharda bulundum parkta ama hiç rastlamadım. Oysa bu şarkı Gülhane ziyaretlerinde benim de aklıma düşer ama hiç bakmadım dikkatlice. Bana da ödev olsun:) bir dahaki sefere daha dikkatli bakayım.
Sergi hep balık figürlerinden oluşuyordu. Küçük bir tanıtım vardı sergiye dair ve gerisi ziyaretçinin tasarrufunda. Çok anladığımı söyleyemem, hatta hiç anlamam:) ama bir şeyler hissettiriyor oluşu, her ne olduğunu bilmesem de, çekiyor belliki. Bir söyleşide sanatın duygu aktarımı olduğu söyleniyordu. Bize de o aktarımdan bir şeyler düşüyor olsa gerek.
Hayırlı akşamlar dilerim
Saygılarımla
Yakalanmış balık. Sahiden öyle hissediyorum ben de bir süredir. Dilerim suya geri zıplayacak gücü bahşeder yaradan :)
YanıtlaSilGülhane benim çocukluğum.
Müze kütüphane de tam bir zaman tüneli gibi.
Sarnıcın da hikayesi ilginçti. Osmanlı'nın son yıllarında fark ediliyor varlığı, Gülhane halka açılınca.
İnşallah diyelim hepimiz için. Ben bakmadım hikayesine sarnıcın ama belediye tarafından işlevsel hale getirilmesi çok çok iyi olmuş.
SilYakalanmış balık resmine bayıldım ben de , harika. 🌸 İstanbul'u da özlemediğimi gördüm resimlere bakınca okuyunca🤭
YanıtlaSilBulunduğunuz yerde mutlu olduğunuzun göstergesi o halde 😊 güzel olanı da böylesi zaten.
Sil