hatıra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hatıra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8/29/2022

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 158

 


Ağaç ev sohbetlerinin bu haftaki konusu akkurttaha.blogspot.com tarafından belirlendi.Sohbet konusu şöyle ;


"Çocukluğunuza dair neler hatırlıyorsunuz?  Nasıl bir çocuktunuz?


Efendim her ne kadar sessiz, sakin, içe kapanık, ürkek gibi genel bir çerçeve içinde olsam da günün sonunda aksi bir çok icraatın içinde olmayı da bir şekilde becerebilmiş bir çocuktum. Özlemiyor değilim hani :)


Annem, çocukları çok seven ama torunu olmayan komşu teyze sizi misafir etmek istediği zaman sizi oraya gönderince "aferin kızıma koltuğa nasıl oturttuysam tüm misafirlik boyunca  oyuncak bebek gibi öylece kaldı" iltifatları aldığımı  ve diğer çocuklar gibi evi talan etmediğim için maşallahlar aldığımı söyler.  Tabi bu kadar güccük hallerimi bilmiyorum ama bildiğim zamanlarda da sahiden kimsenin evini karıştırıp dağıtmadım, aferin bana :)


1/13/2022

HATIRALARDAN BİR YAPRAK DÜŞTÜ




Henüz okula başlamamıştım. Bir akrabamızı ziyarete gitmiştik. Çocukluk ya , kardeşim ve kuzenlerim ile sokakta oynarken bir anlaşmazlığa düştük. Sonra da işi kaçma-kovalamaca oyununa çevirdik. Bütün gücünle koşup kaçıyorsun ve bu iş çok keyifliydi:) Üstelik en hızlı koşan (ya da kaçan :) ) diye de tescilleniyorsun. Bulunduğumuz yerin yokuş olması sebebi ile hızımda da ciddi bir artış var elbet ve ben bu hale aldanıp, arkama hiç bakmadan koşmaya devam ettim. Sonra ya yoruldum ya da aklıma dank etti, işte orası muamma. Durdum ve arkama baktım. Arkamda ne kardeşim ne de kuzenlerim var, bulunduğum yer ise gittiğimiz yerden çok farklı. Etraf kalabalık ama çok korktuğumu hatırlıyorum .Önüme baktım ve koşmaya devam ettim, sanki ne kadar çok koşarsam bildiğim sokaklara o kadar çabuk ulaşacakmışım gibi. Sokaklar belli bir yerden sonra ayrılıyor tabi ,ben de rastgele bir sağa bir sola doğru yönümü çevirip devam ediyorum koşmaya.

8/04/2021

HARMAN AYI AĞUSTOS



Sonbaharda ekilen buğday tohumları kar altında kalıp, bahar yağmurları ve sulama ile ıslanıp, altın sarısı başaklar verdiğinde , mevsimlerden yaz aylardan ağustos geldiğinde tüm köyü bir telaş alırdı. Harman telaşıydı bu. Öyle ki birkaç günlük bu vakitte eller çabuk tutulmalıydı. İlk yağmur düşmeden, rüzgar kuvvetlenmeden yapılmalıydı her şey.


Köylüler arasında bir imece. Akşamından kapılar çalınır, eşekler yardım için istenir. Aynı gün benzer telaşta ise birileri o kişiler es geçilir. Sabahın ilk ışıklarında toplanmış eşekler ile tarlalarda , erkeklerin tırpan, kadınların oraklar ile biçtiği, toparlanmış, başaklar ile bağlanmış buğday balyaları,  örkenler ile eşeklere yüklenir. Tarladan harman yerine değin, birkaç sefer boyu sürecek bu yolculukta , yüklerin başına bir iş gelmesin diye bir yetişkin  ve her bir eşeğin peşine de bir çocuk düşerdi. Büyükler işin ağırlığı ve zorluğu ile uğraşırken çocuklar eşeklere binip tarlalara koşturacak olmanın heyecanında. 

6/26/2021

BU SAATTE


 

Orta okulda ki türkçe derslerimizde, kitapta yer alan bir şiiri işlediğimiz vakit, öğretmen " şairin başka hangi şiirleri var ,yazıp gelin, okuyacağız"  diye ödev verirdi. O yaşlarda şiiri anladığımı ve sevdiğimi söyleyemeyeceğim. Yine o dönemler özentiliğin getirisi olarak kızlar arasında pek popüler olan  akrostişe merak salıp "heeeyyy ben de şiir yazıyorum" kafasına erişmiş olmam mevzu dışı elbet.

Komşudan, sağdan soldan tek tük bu ödevlerimi yapmaya çalışırken , sonunda bir yerde tıkandım elbet. Hal bu olunca babam  sahafa gidip mevzuyu anlatınca, evimize giren ilk ve tek şiir kitabını edinmiş oldum. İsmi de Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi- Mehmet Fuat. Ödevler daha kolaylaştı , hatta sınıf arkadaşlarıma bile fayda sağladı. 


11/14/2020

KINA TAŞI


Her kültürde farklı manaları içerir kına. Manalar bir köşede dursun, her şeyde olduğu gibi kınayı da süslenmek için kullanır kadınlar, doğamızda var neticede:) . Kokusu herkese hitap etmeyebilir ama kırmızı ve süslenmiş eller çoğu kez cazip gelir

Klasik kına yakma şeklimiz nedir?

Avucun ortasına yuvarlağı kondurur, parmaklarımızı da uçlarından yarıya kadar ,önlü arkalı kınalarız. Bizler böyle yaparken Hintli Kadınlar gelip aklımızı çeldiler, nasıl çelinmesin ki? Çok ince işçilik isteyen mehndiler artık bizde de popüler ama hala kendi geleneğimiz ağırlığını hissettiriyor. Özümüzü kaybetmeyelim , yeniliklere de hemen burun kıvırmayalım. Kamu spotu da yaptığıma göre tekrar kına mevzusuna dönebilirim:)

Kınanın kültürümüzde ki yeri şu şekilde ;

-kurbanlık hayvana kına yakılır, Allah'a kurban olsun diye
-gelinlik kıza kına yakılır,yeni kurduğu ailesine kurban olsun diye
-askere gidene kına yakılır,vatana kurban olsun diye

10/09/2020

TOPRAK KOKUSU

                     


Sabah olmuş, annem her zamanki gibi hepimizden erken kalkmış.Onun adımları ve hareketleri kulağıma çalınan ilk şey. Gözlerim açılıp açılmama konusunda kararsız,yatağım ise  "beni nasıl bırakıp gideceksin"  diye duygu sömürüsü yapıyor .  Kulaklarım  olup biten her şeyi dinliyor. Evi havalandırmak için pencereye  yöneliyor annem ,pencereleri açıyor ve ekliyor  ;


-yağmur yağmış  


6/23/2020

HATIRALAR ,HAYVANLAR VE 1 KEDİ


Ağaç Ev Sohbetleri başlığında bu hafta evcil hayvanlar üzerinden bir sohbet konusu belirlenmiş.Buradan ilham alarak  sevimli ,  evcil hayvanlarla ile çocukluğumdan bu günüme olan ilişkilerim üzerinden bir şeyler yazmayı düşündüm.


Taa  minicik küçücük pıtırcık iken beyaz  bir sokak kedisini evden çaldığımız  ekmeklerle beslediğimiz rivayet olunur.Yaşıtım olan kuzenim ve bir yaş küçük kardeşimin yalancısıyım ben çünkü hiçbir şey hatırlamıyorum konu ile ilgili.Fakat bu ikisi pek bi ballandıra ve sevgi dolu gözlerle paylaşırlar bu anıyı.Hatırlamadığım bir anının öznelerinden biriyim ve onlar gibi parlayan gözlere sahip değilim.Tabi bir de pirinç ile havada uçan kuşları besleme gibi bir düşünceye evrilmiştim ki o çağlarda gel gör ki pirinçler benim değildi :(  Bu konu ile alakasız ama bir göz atmak isterseniz tık,tık . O yaşlardan aklımda kalan tek şey yolda bir kelebek bulduğum,kanatlarından tuttuğum ve diğerlerine göstermeye niyet ettiğim.Bunun ile ilgili anım şurada . Hazır kelebek demişken minik bir kısmı  burada . Tüm geri kalan kısmı da instada . Kelebeklere takıntılıyım da  şu birkaç senedir:)

Benim asıl hayvanlarla kaynaşma olayım köy ziyaretlerinde vuku buluyordu,hoş hala öyle sayılır. Acı-tatlı çokça da gerilimli bir olaylar serisinin startını veriyorum.


4/03/2020

5 TAŞ OYUNU




Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, adını dahi telaffuz etmekte zorlandığım türlü türlü sanal oyunlar içinde insanlar kaybolmadan önce aileyi bir araya getiren güzel oyunlar vardı.İşte onlardan biri 5 taş oyunu.Her ne kadar çocuk oyunu denilse de öyle değil işte efendim... çocuk ve her daim ruhu çocuk kalanların oyunu bu.İster çekirdek aile,ister geniş aile o da yetmez tüm mahalle bir araya gelse  zevkle oynanır bu oyun.Ne kadar çok oyuncu,o kadar çok eğlence.Oyun için gerekli  2 şey var..biri misket büyüklüğünde 5 tane taş diğeri de sevdiğiniz insanlar

6 aşamadan oluşan oyunun kuralları gayet basit.1 taşı havaya atarken diğer taşları yerden toplayacağız.

Şartlar:

-havadaki taş asla yere düşmeyecek
-yerdeki taşların hepsi toplanacak
--yerdeki taşlar asla kımıldatılmayacak, almayacağımız taşa elimiz değmeyecek
-yerdeki taş ve havaya atılan taş aynı anda avuçta tutulacak , yere düşürülmeyecek
-kaybeden cezasına razı olacak

şartlar anlaşıldığına göre oyuna geçebiliriz:)


2/05/2020

BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ


Kar hayalleri kurarken uzun bir vakittir ,güneş tüm o hayallerimin üstünde nanik yapar gibi parıldayıp durdu hafta sonu.Bir de güneşli havalarda insanın hiç evde durası gelmiyor.

En son ne zaman gitmiştim doğduğum semte ? Sokaklarında oynadığım,okulun yolunu tuttuğum, A ve B noktası arasında mekik dokuduğum yerlere ? Öylesine uzun bir zaman  oldu ki,uzunluğunu unuttum.Hafızamda kalmış birkaç küçük anının ,ayrıntısını unuttum.O birkaç küçük anıyı kendimce tamamlarken,nasıl tamamladığımı unuttum.Bunca unutmuşluğun içinde , köşelere saklanmış olan unutmadıklarımın kuyruğundan tuttum.Kar yağmıyor,güneş parıldıyor,evde hiç mi hiç durulmuyor..Fener ve Balat insan kalabalığından geçilmiyor.




10/19/2019

İYİLİK NEYDİ ?



Çocukluk günlerimizde mahalle bakkalımız ,bakkalın kapı girişine yakın çuvallar koyardı,içinde mercimek,bulgur,pirinç...Biz de hangi sebeple bilinmez kuşların aç kaldığı fikrine kapılmıştık.İyilik yapacağız ya,amacımız belli,kuşların aç kalmasına izin vermeyeceğiz.Bakkala bir şey almaya giderken ya da alıyor gibi girip hiçbir şey almaz iken avuçlarımızı daldırırdık ,kapının kenarında duran çuvalların içine,artık avucumuzun içini ne kadar doldurabildiysek.Bakkaldan çıkar ,öyle çok uzaklara gitmeden sadece birkaç adım öteye varınca avucumuzdaki pirinçleri atardık kaldırımın üstüne.Havada uçan kuş yerdeki pirinci görecek,gelip yiyecek ve böylece aç kalmayacaktı.Anne-babamıza söylemiş olsaydık yaptığımızı,terliği çoktan yemiştik.Bir de o kuşlar hiç gelmedi o kaldırıma pirinçleri yemeye,duruyordu pirinçler durduğu yerde.

10/18/2019

HATIRAT -1




Çocukluğumdan beri tatil denilince öğrendiğim şey memlekete gitmek.Babam ,memleket aşığı olduğu için bu durum hiç değişmedi.Allah uzun ömürler versin babama,bu sevdası hiç değişmeyecek.Benden daha önce gittiği için , bir nevi hazıra konmuş oldum :)Sebzeler ekilmiş,bahçeler sulanmış,odunlar kesilmiş,ağaçtaki meyveler olgunlaşmış,bahar tüm saklı mücevherlerini ortaya çıkarmış ve köyü nazlı gelin gibi süsleyivermiş.Velhasıl memleket en güzel zamana ben ise en güzel anlara kavuşmuş oldum.


Şehir merkezine bi hayli uzak olduğumuz için öyle çok ayak altında bir köy değil bizimki.Yabancı gelip girmez,herkes kendi bahçesinde kendi işiyle meşgul.Sakin,rahat ve bakir bir alan.Temiz hava,bol oksijen,pırıl pırıl bir gökyüzü,tatlı kaynak suları... "emekli yeri" diye tabir edilen cinsten.

HATIRAT-2




Şehrin kirli havası,yükselen binaları ,gündüzmüş gibi aydınlanan geceleri gökyüzünün keyfini çıkarmaya hep engel.Mavisi soluk,beyaz bulutları  is tutmuş,yıldızlar ise bir elin parmaklarını geçmiyor.Oysa gökyüzünün tıpkı deniz gibi insana huzur veren,dinginleştiren ve tefekküre daldıran bir yanı var.Bu yaz yaptığım en keyifli şeydi gökyüzünü seyretmek..engelsiz,tertemiz,uçsuz bucaksız bir gökyüzü


Gündüzleri  gökyüzü, pamuk tarlaları gibi görünen bulutların birbirini kovaladığı bir alan  iken , güneş batmaya başladığı andan itibaren  muazzam bir renk cümbüşüne sahne oluyordu.Geceleyin "iğne atsan yere düşmez" deyimine yaraşır semaya asılmış yıldızlar, her evresini gururla gösteren ay vardı.

GÜLHANE PARKI




Havada sıra sıra bulutlar, kiminin rengi açık, kiminin yüzü asık. Arkada bulutları itiştirip duran bir güneş, ce'eee yapıyor sürekli bize  gülümseyerek. Çok uzun kalmayıp yine saklanıveriyor bulutun arkasına. Bir oyunbaz daha var, yağmur. İnce ince yağıyor üzerimize ,yağacak galiba derken kaçıp gidiyor, arayı çok açmadan tekrar geri geliyor. Sonra yine tepemizde yağmur ,bizi ıslatıp ıslatıp kaçıyor. Gülhane Parkında ise açık hava konseri veriyor kuşlar. Oldukça az sayıda parkı dolaşan biz fanilerde kulak veriyoruz şarkılara. Şarkılar insanı alıp götürür ya hep bir yerlere, ben de gittim Gülhane Parkının o şaşaalı günlerine. İnsanların parka girmek için saatlerce bilet kuyruğu beklediği günlere...