10/18/2019

HATIRAT -1




Çocukluğumdan beri tatil denilince öğrendiğim şey memlekete gitmek.Babam ,memleket aşığı olduğu için bu durum hiç değişmedi.Allah uzun ömürler versin babama,bu sevdası hiç değişmeyecek.Benden daha önce gittiği için , bir nevi hazıra konmuş oldum :)Sebzeler ekilmiş,bahçeler sulanmış,odunlar kesilmiş,ağaçtaki meyveler olgunlaşmış,bahar tüm saklı mücevherlerini ortaya çıkarmış ve köyü nazlı gelin gibi süsleyivermiş.Velhasıl memleket en güzel zamana ben ise en güzel anlara kavuşmuş oldum.


Şehir merkezine bi hayli uzak olduğumuz için öyle çok ayak altında bir köy değil bizimki.Yabancı gelip girmez,herkes kendi bahçesinde kendi işiyle meşgul.Sakin,rahat ve bakir bir alan.Temiz hava,bol oksijen,pırıl pırıl bir gökyüzü,tatlı kaynak suları... "emekli yeri" diye tabir edilen cinsten.



Meyve dolu ağaçlar ve onların gölgesinde dinlenmek güzel ama  her güzel şeyin bir de zahmeti var.O meyveler toplanacak.Bu sene ağaçların bir kısmı verimli iken bir kısmı meyveden nasipsizdi.Dut,elma ve ceviz ağaçları tek-tük meyve tuttu.Ceviz hariç diğer ikisinden tadımlık nasiplendik çok şükür.Bütün yörede bu 3 ağaç için benzer bir durum vardı,gelen giden öyle söylüyordu.Vişne,erik ve kayısı ağaçları ise dolu doluydu maşallah ve zahmetli olanlar onlardı:)


Birkaç gün sürdü ağaçlardan meyveleri toplamak.Vişnelerin bir kısmı çekirdeklerinden ayrılıp reçel oldu(en sevdiğim :) ) diğer kısmı  kurutulmak üzere serildi.Kayısılar keza aynı şekilde fakat vişneye nazaran daha zahmetliydi.En rahatı eriklerdi,ağaçlardan silkele ve kurutmak için götür.Tabi kafana ve vücudunun çeşitli yerlerine aldığın darbeleri saymazsan..Eğer biri ile bozuşursanız ona söyleyin ki "hadi erik silkelemeye gidelim? " Ben mevzuyu öğrendim ve olası bir küslük durumunda bu taktiği uygulamaya şimdiden karar verdim:)


Kurutma işi her ne kadar dile kolay gelse de öyle değil işte,birkaç aşaması var , zahmeti olan işler.Bu sene tam manasıyla öğrendim zira bu sefer hazır sofraya değil işin mutfağına girdim.Bu tür işlerde bütün  yük kadınların üstünde,yazık bize yaa :( Babacığım da çok yardım etti ama köyde,çevre köylerde ve diğer yerlerde durum böyle.Meyvelerin kurutulması ya da reçel olması ile bitmiyor işler,bir de bunun sebze cephesi var.Bir kısmına el attım ama geri dönünce kalan tüm işler annem ile babamın üstüne kaldı.Ekilen sebzeler toplanmadan dönmeyecekler.






Her şey el emeği,alın teri.Kabul,eskiden çok daha ağırdı işler.Dedelerim buğday, fasulye,nohut  yonca, nohut, vs. tarlaları ile(baya geniş arazilere ekiyorlardı zira geçim kaynaklarıydı bunlar) uğraşıp üzerine bir de hayvancılık yapıyorlardı.Biz şimdi onlara nazaran daha konforlu ve rahat bir yaşam sürdük köyde ama zor işte ve bunun bir miktar tembel olmam ile ilgili hiçbir alakası yok:)






Onca kesilmiş odun ve temiz su varken yapılacak en güzel şeydir çay demlemek,hele hele ben gibi "ille de çay,ille de çay" diyenlerden iseniz :) Bu arada odun ateşinde demlenen çayın bambaşka bir lezzeti var.









En son gittiğimde sevimli bir kedi vardı ve evimize sürekli gelirdi.Bu gidişimde onu bulmadım :( onun yerine bu sevimli kedi vardı.Diğeri gibi her gün yanı başımızda değildi ,3-4 günde bir geliyordu. Sanırım başka yerlerde karnını doyuruyor ,  aç kaldığı zaman geliyordu yanımıza.Karnı doyunca gözden kayboluyordu hınzır. Muhtemelen çıkarcı bir kişiliği var:)











Bir de davetsiz misafirimiz vardı,evimizin hemen arkasında.Onca zaman gittim memlekete ve ilkkez bu sene gördüm kaplumbağayı.Normalde yoktur bizim köyde,daha çok ilçede var  - ki orası da uzak-bol su olduğundan biz de kurbağalar çok olurdu(şimdi bol su da yok dolayısı ile kurbağalarda) Maratonu koşarken yolunu kaybetmiş bence başka bir izahat bulamadım:)
















Bu da köyün yerlilerinden.Her canlı gelip gider yolcu misali ama keklik her daim hancıdır. Güzel ötüyorlar fakat bu arkadaş fazla nazlı çıktı.Kendisi dileği zaman dilediği anda ve dilediği kişiye ötüyor,bir nevi assolist kaprisi var kendisinde:)







Sözü bağlayacak olursam zahmetli de olsa güzel ve keyifli vakitlerdi.Beden yorulsa da şehir hayatından,işlerinden ve hızından bir miktar  uzak kalmak ruha iyi geldi.

Bitti mi peki?

Daha değil.....ay tutacağız daha :)







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder