Merhabalar Blogcum.
Görüşmeyeli iyisindir umarım.
Ben bu aralar kafaya takma sanatını kusursuz bir şekilde icra ediyorum. Seneler önceki bir söz, aylar önceki saniyelik bir bakış, yoldan geçerken rastlaştığım ve hayatımın sonuna kadar rastlaşmayacağım insanlar ile kesişen ufacık bir anıyı ve bunlar gibi saçma sapan birçok şeyi hatırlıyor, gün aşırı kendime eziyetin ve işkencenin bin türlüsünü yaşatıyorum. İnsan kendine niye yapar ki bunu :(
Neyse...
Bu haftanın sohbet konusunu sadevederin şu şekilde belirledi;
"Hangi ülkeleri kendinize yakın hissediyorsunuz veya seviyorsunuz? Hangi ülkelerin filmlerini, müziklerini, dizilerini, kitaplarını kendinize yakın hissediyorsunuz veya seviyorsunuz?"
Başlamadan önce yakın hissetme konusuna bir parantez açmak istiyorum.
Birkaç gün önce tv de zap yaparken bir maç müsabakasına denk geldim ve kardeşim "abla duuur" diye pek bi cengaver atıldı ortaya. Bir şey kupası, finali artık her neyse o başlamış :) Maç var ama ortada bir gariplik var. Oyun durmuş, ne olduğunu anlamaya çalıştık. Sonra bir takımın oyuncularını gördük, halka yapmışlar. Sonra yakın planda , o halkanın arasında ki boşluklardan hareketlerinden kalp masajı yaptığı anlaşılan biri. Kamera bir tribündeki insanlara , bir sahanın içinde ki futbolculara dönüyordu. Sanırım 5 dk kadar izledik. Hangi ülkeler yarışıyordu bilmiyorum. O tribündeki onca insan ile birlikte üzülmüş ve göz yaşı döküyordum. Yakınlık denilen şey aynı frekansta kurduğun duygu yoldaşlığından başka bir şey değil.