alıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8/09/2025

GÖLGEM İÇİN YAZIYORUM

 



   Yaralar vardır hayatta, ruhu yalnızlıkta cüzzam gibi yavaş yavaş yer, kemirir. Bu dertler kimseye anlatılmaz çünkü genellikle insanlar bu dertlere inanmaz, tesadüflerin bir parçası olarak görür, nadir ve acayip olaylar olarak kabul ederler. Eğer biri çıkar da bunları söyler ya da yazarsa, insanlar yaygın inançları ve kendi akıllarına nazaran alaycı ve şüpheci gülüşlerle değerlendirirler. Çünkü bu dertlerin çaresi de ilacı da bulunamamıştır. Bunun tek ilacı şarap, afyon ve uyuşturucu maddeler aracılığıyla sağlanan sahte uykuyla uyumaktır. Fakat ne yazık ki bu tür ilaçların etkileri geçicidir ; acıyı kesecekleri yerde, çok geçmeden şiddetlendirirler.


   Acaba bir gün doğaüstü olayların, uyku ile uyanıklık arasındaki, berzahta görülen gölgesinin ruha yansımasının sırrını biri anlayacak mı?

2/09/2024

BÜYÜKANNE



 ..."Ama daay sana dikişi bırakma zamanının geldiğini söylemedim mi?"

Büyükannem neşeyle cevabı yapıştırdı. 

"Ben neden bırakacak mışım? Asıl gözlerim bırakmalı bu tembelliği, bırakacaklar da yeterki küçüğümün suyuyla onları bir kez yıkayayım. "

 

Bana iki kez söylenmesine gerek yoktu zaten pantolonum dizlerime kadar düşmüş halde önünde duruyordum.

 

"Yapayayım mı eney ? "

"Yapabilir misin? "

"Ahh, evet."


3/11/2023

ANTİK ÇİN'İN TÜTSÜ SAATLERİ - HSİANG YİN

 


Kitap: ZAMANIN KOKUSU Byung- Chul Han

Alıntılanan bölüm: Güzel kokulu saat

Antik Çin'e kısa bir sapma(sayfa 65-66)



Çin'de hsiang yin ( lafzi anlamıyla  : kokulu mühür yazısı) adı verilen tütsü saatler on dokuzuncu yüzyılın sonuna kadar kullanılıyordu. Avrupalılar yirminci yüzyılın ortalarına kadar bunun sıradan bir buhurdanlık olduğuna inandı. Avrupalılar zamanı kokuyla ölçme fikrine, hatta zamanın koku biçimini alabileceği fikrine çok yabancılardı belli ki. 


12/10/2022

SİZ VE ŞAKALARINIZ


 


Ne garip; insanın eşyaları da, hatıraları gibi yıllar boyunca birikiyor. Sonra bir yığın ayrıntı, ne bileyim, koltuklar, perdeler, karyola, kitaplık, çalar saat, çaydanlık, dantel örtüler, abajur, aynalı mektup kutusu tek tek kayboluyor. Ama hatıralar hep kalıyor.


Bana perde işlerdi peri, aşık bir eve asmamı dileyerek. nasıl da güzel işlerdi, nasıl da yanık , tutkulu, aşk dolu. Bir kar başlardı sonra, öğle ile akşam arasındaki o sakin zamanlarda. Lokma lokma dökülürdü denize. Deniz yutardı karları. Genç kız yüzümü hatırlardım. Aşksız , hülyasız ,boş yüzümü. hep siyah ayakkabılarımla solgun halimi. inceydi kaşlarım, toz gibiydi neredeyse, yüzümse şeffaf, beyaz. Bir siluet gibiydim, hep öyle kaldım. Siyah ayakkabılı bir gölge.