4/17/2026

YEDİ TEPELİ ŞEHİRDE BİR GÜN #9


Mescitteki Mü'min sudaki balık gibidir

Mescitteki Münafık ise kafesteki kuş gibidir.




Eminönü'ne vardığınızda Yeni Camii tüm heybetiyle ,  etrafında uçuşan kuşlarıyla karşılar sizi.  Onu görmemek, fark etmemek mümkün değil. Yüz yüze geldiğiniz bu mekanın sağ tarafına yol alıp, irili ufaklı dükkanların arasından geçtiğinizde, giriş kapısı kendini birazcık saklamış başka bir hazine var.  İznik çinilerinin en nadide örnekleri ile süslenmiş Rüstem Paşa Camii. Sayısız kez o mekanlarda dolaşıp buraya hiç uğramamış olmak da benim ayıbım olsun. 


Bir takım ihtiyaçlar için yolu çevirdik Eminönü'ne yine. Namaz vaktine daha vardı ve hadi yolumuzu düşürelim bu camiiye dedim. İçeride turist kafileleri oturmuş rehberlerinden bilgi alıyordu.  Ziyaretçiler için gösterilen kapıdan girdiğimizde üst kısımda yazılan yazılardan biriydi giriş  cümlesinde yazdığım.  (yukarıdaki resim, sağ taraf) . 


Osmanlı Dönemi İznik Çini envanteri diye ifade ediliyor camii. Namı da buradan geliyor biraz, tabii Mimar Sinan'ın eseri olması başlı başına nam sebebi o ayrı. Dolambaçlı ve etrafı kapalı merdivenlerden çıkılarak camii avlusuna çıkılıyor. Her ne kadar meydana şöyle bir göz süzüldüğünde kubbe ve minare görünüyor olsa da etrafını sarmış olan dükkanlar bu giriş kısımlarını perdeliyor. Paşa, camiiyi yaptırmak için hiçbir masraftan kaçınmamış ama tamamlamak eşi Mihrimah Sultan'a kısmet olmuş. Zamanın ahalisi paşaya  hoş nazar etmediklerinden camiiye girmek istemedikleri ,hatta girmedikleri söylenir ama konunun özüne vâkıf değilim. Bu arada tek başıma olmadığım için etraflıca, hakkını vererek bakamadım çinilere.  Misal , 400 yıllık Kâbe figürlü çini varmış dış cephede, onu seçemedim o renk cümbüşü içinde uzaktan. Siz daha yakın ve dikkatli bakın, ben de bir dahaki ziyarete diyeyim artık.
 















Sonra Mahmut Paşa ve Kapalı Çarşı sokaklarını turladık, alacağımızı aldık, Beyazıt yönüne doğru yürümeye koyulduk. Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi'nde Sancak Mushafları sergisi vardı. Yorulanlar dinlendi, ben de ücretsiz olan bu sergiyi ziyaret ettim.

Sancak Mushafı, Saltanat sancaklarının ucuna takılan küçük Kur'an'ı Kerim'ler. Farklı birçok şekilde yapılmış el emeği göz nuru bu yazma eserleri okuyabilmek, harfleri seçebilmek ve hatta ayet kenarlarındaki süslemeleri görebilmek bile mümkün değil. Üzerlerine yerleştirilmiş büyüteçler ile ancak tüm ayrıntıları görülebiliyor. 43 eser var ve kesinlikle muhteşemler .Haziran sonuna kadar sergi açık kalmaya devam edecek.











Havalar hala serin ,üstelik  kasvetli, tıpkı memleketin şu an içinde bulunduğu hal gibi. Nefeslenecek anlar oluşturabilmek akıl ve ruh sağlığı için gerekli olan.  Allah sonumuzu hayra çıkarsın, ne diyeyim. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder