10/18/2019

DEİZM GELMİŞ


Son zamanların en popüler tartışması kuşkusuz bu, Deizm.Üstelik bu mevzu İmam Hatipliler ile yoğrulup servis ediliyor.Öyle ki  imam hatiplileri bu düşünceye yönelten etmenler,cevap bulamadıkları sorular ve hatta bu soruları destekleyecek ya da çürütecek  manada verilen cevaplar internet aleminde de sayfaları süslüyor.Mevzuyu çok iyi anladığımı söyleyemeyeceğim ama birinci sınıf çocuğu misali anladığım bu yönelimin felsefesi şu,Yaratıcı var,gerisi yok(din,kitap ,peygamber vs. gibi kavramların tümü).Ilımlı ateistlik gibi bir şey sanırım .Her iki yaklaşımında tutunduğu şey ,akıl."İnanmıyorum çünkü akla,mantığa uygun değil "


İşin derin kısmı ile söyleyeceğim bir iki şey var ama önce ilk olarak taktığım şeyi söyleyeyim,neden imam hatipliler ?

Evet..taka taka ilk önce buna taktım.
İmam hatipliler olgusu nasıl bir şey bilmiyorum,böylesi bir yönelim var mı yok mu gerçekte onu da bilmiyorum zira camia ile hiçbir bağlantım yok,haberlerden mevzuyu öğrenmek dışında.Bakan kürsüde "büyütülecek bir şey yok" diye bir kamuya beyanat vermişti iradesi dışında . Gençler arasında böyle bir yönelim varsa,imam hatipler dışında kalan gençler ne oluyor peki?bunlar topyekûn zaten deistler ,bizlik bir şey yok, diye mi düşünülüyor... Elbette inanç özgürlüğü var,isteyen istediğine inanır ya da inanmaz, Ben akıllarda olan senden-benden tavrından rahatsızım sadece.Üstelik bu tavır tek bir cepheden gelmiyor,diğer cephede farklı gayelerle imam hatiplileri baz alıyor. Açık açık dillendirilmeye başlanmış bir mevzu var,oturup nedir, ne değildir diye konuşup tartışmak yerine ,siyasetin çamurunda boğulup gidiyor.

Bazı sorulara cevap bulamama ve bu halden ötürü deizme eğilimin arttığı yönünde tespitler var.O cevaplanamayan sorular da sahiden derin mevzular,öyle her "elhamdülillah müslümanım" diyenin altından kalkabileceği sorular değil ve ne yazık ki bu da bizim en büyük eksikliğimiz.Okuyup öğrenmek,araştırmak,yetersiz kalındığında bilene danışmak gibi hasletlere, tembelliğimiz ve ne yazık ki biraz da umursamazlığımız yüzünden sahip değiliz. "Derin konulara sakın girmeyin ,tartışmayın ,dininizi kaybedersiniz " telkinlerinden olsa gerek.Halbuki öğrenin ve bu tür sorulara cevap verebilecek donanımda olun,diye telkin edilmeliydi..E hadi bizler böyleyiz ,peki eğitimciler..onlar neden yetersiz kalıyor.Neden sorularına yanıt arayan insanlara yardımcı olamıyorlar.Gerçekten merak etmeyene ve gönlü olmayana sunulacak her delil,yapılacak her açıklama zaten faydasız olacak ama sorularına gerçekten cevap bulmak isteyen insanlara erişme hususunda eksiklik olduğu da aşikar.Din hususunda ehil kişilerin  kürsülerinden çıkıp sokaklara,okullara,ulaşabildiği her yere  inmesi gerekiyor..Tv lerde "sakız orucu bozar mı ,bozmaz mı,orucumu eşimi öperek açsam olur mu"  gibi ipe sapa gelmez mevzulara cevap vermeye zaman harcamamalılar. İtikadi konularda insanları bilgilendirmeliler. Ondan sonra isteyen neye inanıyorsa inansın,inanan da inancını kuvvetlendirsin  ama önce neyin ne olduğu,neden olduğu,niçin olduğu enine boyuna anlatılsın.

İşin derin kısmına gelince..Bakmayın derin dediğime ,o derinliğin içinde kaybolurum ben .O bilgi ve maharet ben de yok.Yarım doktor candan,yarım hoca imandan eder derler, değil mi :)

Sadece inandığım ve düşündüğüm şeyi dillendireceğim,

Var olan  her şey eksik,her şeyin başı ve sonu var,her şey sınırlı.Her şeyin becerisi,yeteneği  göreceli,seviyeleri farklı farklı.İnsan,hayvan,bitki,zaman,akıl,evren vs. İnsanoğluda gariptir ki tüm bu eksik ve sınırlı olan unsurlarla mükemmeliyetçiliği ve sınırsızlığı sorguluyor ,bilinmezliklerin merkezine ulaşmaya çalışıyor,cevaplarını da o sahip olduğu sınırlı ve eksik doneler ile vermeye uğraşıyor.Aklım aldı ya da aklım almıyor diyor.Akıl işi değil yaptığı :) Öyle bir akıl ki bu,kiminde kafama elma düştü dedirtirken kiminde yer çekimi buldum dedirtiyor:)

İbrahim peygamberin (a.s)  çok meşhur ve bilinen bir hikayesi var.Kur'an da ayetlerle sabit olan.Akıl işi değil yaptığımız diyorum ya,işte ibrahim peygamberi aklıma getiren de bu.O da içinde bulunduğu topluma bakıyor,kendisine bir takım sorular soruyor ve o sorulara cevaplar bulmaya çalışıyordu.Bizlerin hali gibi durmuyor mu ?


İbrâhim, babası Âzer’e, "Putları tanrılar mı sayıyorsun? Doğrusu ben seni de kavmini de apaçık bir sapkınlık içinde görüyorum" demişti. Aynı şekilde biz İbrâhim’e göklerin ve yerin melekûtunu görüp kavrama imkânı veriyorduk ki kesin inananlardan olsun.Gecenin karanlığı onu kaplayınca bir yıldız gördü. "Rabbim budur" dedi. Yıldız batınca da "Batanları sevmem" dedi.Ayı doğarken görünce, "Rabbim budur" dedi. O da batınca, "Rabbim bana doğru yolu göstermezse elbette yolunu şaşırmış kimselerden olurum" dedi.Güneşi doğarken görünce, "Rabbim budur; zira bu daha büyük" dedi. O da batınca dedi ki: "Ey kavmim! ben, sizin (Allah’a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.Ben, O’nun birliğine inanarak yüzümü, gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah’a çevirdim ve ben müşriklerden değilim.(en'âm 74-49 )

 Öte yandan bir gerçek daha var

İbrahim ne yahudi idi ne de hristiyan fakat o hanif bir müslümandı.Allah'a ortak koşanlardan da değildi(âl-i imran 67)

dinlediğim,okuduğum aklımda( :) )  yer eden, altı çizilen bir gerçek vardı.O da ibrahim peygamber sorular sorup,sorularına cevaplar ararken,akıl yürütürken gayesi  amacı inancını kuvvetlendirmek,inancını kuvvetlendirecek delillere tutunmak ve bu deliller ile içinde bulunduğu topluma söyleyecek argümanlar oluşturmak.İşte bu kısımda da benim aklıma gelen diğer kişi ise Ebu bekir sıddık (r.a)


Bir gece, kendisine bazı âyetlerimizi gösterelim diye kulunu Mescid-i Harâm’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah eksikliklerden münezzehtir. O, gerçekten her şeyi işitmekte ve görmektedir.(isrâ 1)


İsra olayı gerçekleşir.İnanmayanlar her zaman ki tavırlarını takınmaya devam eder,Ebu bekir Sıddık'ın yanına gelip Muhammed (sav) gece mescid-i aksa'ya gittiğini söylüyor duydun mu diye söylenirler.Koşullar belli,deve sırtında kaç günlük mesafe.Aklın böyle bir şeyi kabul etmesi mümkün mü,değil elbet.Akla ters bir kere :) Ebu bekir'in söylediği ise tek şeydir. Eğer O söylemişse ,doğrudur.

Hasılı kelam bazı sorulara cevap bulmak sadece akıl ve mantık ile olacak şeyler değil nazarımda.Bunca zamandır var olan insan daha ruhu çözememiş,onu geçtim rüya denilen şeyin tam olarak ne olduğundan habersiz,bilinmezliği had safhada olan mevzuları sadece aklın rehberliğinde şıp diye çözsün ve" aklım aldı bunu" desin istiyor. Mümkün gelmiyor bana ve bu sahiden aklıma yatıyor:) "Yüreğim alıyor ya da yüreğim almıyor" cümlelerini ,akıl ile kurduğumuz cümlelerin yanına iliştirmez isek  içinden çıkabilmemiz mümkün görünmüyor bana.

Terazinin iki kefesi var.Pazarcı önce bir kefesini dolduruyor terazinin,sonra da onu tartsın  diye azar azar diğer kefesini dolduruyor.Hepsini tek kefeye yüklemiyor ,değil mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder