Gönül her şey yolunda gitsin ister elbet ama bu her zaman mümkün olmuyor. Zamanı kullanma konusunda göz ardı edilen ya da atlanılan küçük detaylar kaosun ortasında bırakabiliyor sizi zira mekan İstanbul.
Efendim, tarihi mekanları ziyaret etme konusunda bir vakittir liste tutuyorum. Bu listenin içinde Ihlamur Kasrı da mevcuttu elbet ama henüz sırası gelmemişti. Havalar biraz daha ısınsın diye bekliyorken manolya haberleri yağmaya başladı üzerime instadan. Vakti şu kadar, dökülmeden koşun diye de bol tembih var. Ben de madem öyle hadi denk getireyim bu görselliği diye eskilerin deyimiyle çarıklarımı çektim üzerime. Ama işte çekmeden öne yapılması gerekenler konusunda daha özenli olmak gerekiyor. O özen kısmını hafife almayacaktım :(
Mekân bildiğim bir yer değil. Google amcadan ulaşım bilgisine baktım, Şişli merkezden aktarma yapıp 26b 'ye bineceğim ve 3dk yürüyeceğim. Diğer güzergahlar 15 dk yürüme mesafesi veriyor ve sokakları bir hayli dolaştırıyor. Hafta içi ne olacak ki deyip 13:30 evden çıktım (ki durak evime çok çok yakın) ve ilk ölümcül adımı burada attım. Ramazanda ya işler daha karmaşık oluyor ya da İstanbul her zamankinden farklı bir muamele çekiyor. Olması gerektiğinden geç vardım Şişli'ye. Neyse deyip otobüsü bekliyorum , gelen giden otobüsün haddi hesabı yok ama benim beklediğim ortada yok. Varış listesinde adı bile yok. Kendimden şüpheye düşüp birilerine sordum, bu hattı bilen de yok :) Sonra biri internetten kontrol edip saat başı geliyormuş dedi ve bana ufak ufak periler gelmeye başladı. Ulaşımı nasıl yaparım diye bakınırken( ve hala bakınmaya devam ediyorken) saat kısımlarını atlayıp sadece otobüs var mı yok mu diye bakmak, öldüm ağlayanım yok , gerçeğine aymak demek. Onca zaman harcamışım, pilavdan dönenin kaşığı kırılsın demek her zaman iyi bir şey değil, haberiniz olsun.

Yol güzergahını değiştirdim mecburen, Yıldız Teknik üniversitesinden yürüyüp ulaşmak kaldı geriye. Trafik hepten çileye döndü, hava karardı, otobüs aydınlatmalarını yaktı, ben de içimdeki bin türlü özlü laflarla kendime saydırdım ama içimde tuttum, hevesimin çoğu da aldı başını gitti uzaklara. Olsun bitsin evime gideyim noktasına geldim, oysa keyifli bir gün olsun dileğindeydim. Meğer daha hiçbir şey görmemişim:(
Telefonumdaki yol tarifi saçma bir hal alıp beni yarı yolda bırakınca eski usule dönüş yaptım. Kanlı canlı insanoğlundan yol tarifi sordum, hayır bir de teknoloji ile insana ihtiyaç kalmayacak diyorlar, halt ediyorlar :)
Simitçi abi , şu parkı tepeye kadar tırman sonra aşağıya doğru tekrar in ,diye işaret etti. Sağlam bir yokuşu var, bacaklarımda derman kalmadı, açık olan rota kasır kapanabilir diye ikaz etti , 17'de kapanıyormuş ve ben henüz varamadım hedefe, saat olmuş 16, sınırlarımı resmen zorluyorum artık.Tepeye çıktım, aşağı farklı yönlere inen sokaklar var, yine birilerine sordum ve bayır aşağı inmeye başladım. İn, in ,in ... nihayet bir parka denk geldim, Dünya Barış Parkı . Yokuş aşağı inmeye devam parkın içinden ve nihayet parkın karşısı Ihlamur Kasrı. Vardığımda iyi ki burayı tırmanmak zorunda kalmadım diye çoook erken söylendim :(

O en başta 3 dk'lık mesafede olan durak karşımda ama beni evime döndürecek hiçbir alternatif sunmuyor bana. Geldiğim yolu tekrar gitmemek için çözüm arıyorum, yok. Birilerine danıştım herhangi bir toplu taşıma (minibüs de dahil) yok, işin aslı var olup olmadığını bilen de yok. Birbirine uymayan farklı öneriler aldım.Yol kilit, taksiler kaplumbağa gibi gidiyor. İçim acıya acıya zorda olsa bildiğin yer iyidir deyip, erken sevincini yaşadığım yokuşu bir güzel tırmandım, sonra Beşiktaş sahile ulaşana kadar yürüdüm . Üstüne eve yetişme diye bir telaşın içine düştüm. Trafiği söylemeyeyim artık:( iftar vaktini geçirip öylece eve vardım. Mahallede pencerelerden tabak ve kaşıkların gür seslerinden başka hiçbir ses yoktu.

Eee, bu kadar işten sonra Ihlamur Kasrı nasıldı derseniz şöyle; Görseli kaçırmayayım diye atladığım işte manolyaların çoğu açmamıştı bile. Çıplak ağaçlar da bir hayli vardı, çiçek düzenlemeleri henüz yoktu. Bahar kendini belli etmeden gitmemek lazım , varsın manolyalar olmasın. Perde arkasında olunca bahar olmuyor işte, yoksa çok hoş bir bahçesi var. Kasırlardan biri (Maiyet Köşkü)kafeterya olarak kullanılıyor. Ziyarete açık asıl kasrın (Merasim Köşkü) alt katı ziyarete kapalı, tek kat gezilip çabucak bitiriliyor. Bahçede lavabolar ve mescitler bulunuyor.
Tavuskuşları bahçede salınıp duruyor fakat güvercinlerin rahatlığı yok, ürkekler. Nasıl olmasınlar, istisnasız her kişi elindeki telefon ya da makine ile resim çekmek için full takipte. Bir iki girişim sonrası,durmayıp kaçıyor bunlar diyerek pes edince , etrafıma bakınarak aydım bu duruma.
Nasıl bir özgüvense evden çıkarken Yahya Efendi'ye kadar giderim hesapları yapıyordum 😅 Hoş, ıhlamuru es geçip direk oradan başlasam kendime iyilik yapmış olurdum, ziyareti yapar, sahilin biraz keyfini çıkarır, usul usul evimin yolunu tutup baska güne bırakıp kasır gezisini, sen sağ ben selamet deyip yoluma bakardım.
Efendim, bir musibet bin nasihattan payıma düşeni alıp günü tamamladım.
İstanbul'da asla toplu taşımayla gezilmez. Hatta şuradan şuraya bile gidilmez. Bugün var olan hat yarın başka bir durağın güzergahına taşınıyor. Otobüs yolculuğu İstanbul'da vasat. İşin kötüsü yol yorucu olunca insan gittiği yerden de zevk almıyor
YanıtlaSilUlaşım yerlerine daha yakın diye çoğunlukla tercih ediyorum otobüsleri ama metro sistemine acil adapte olmam gerektiği kesin. Hoş, onun da başka facia tarafları var.
Silİstanbul deyince, Ihlamur Kasrı görmeyi en çok istediğim yerlerin başlarında. Yıllar önce Boğaz turumuz esnasında görmüştüm uzaktan. Manolyalardan haberim yoktu. Mor manolya ayri bir güzelliktir zaten. Ne çok yakışmışlar kasrın bahçesine. Ziyaret için bu mevsim başlangıcını seçmeli demek ki. Biraz zahmetli gidip gelmişsiniz ama bence değmiş. Emeğiniz için teşekkürler.
YanıtlaSilYol eziyeti olmasaydı kesinlikle çok hoş ve keyifli olacaktı, henüz baharı tam yakalayamamış bahçesine rağmen. Zamanı biraz da iyi seçmek lazım, aslına bakarsanız havalar baya serin gidiyor, buradan bakıp biraz daha ertelemek lazımdı ama faks haberlerin tuzağına düştüm biraz .Bir de kesinlikle araçla gitmek lazım.
SilBoğaz turunda kasırları görmeniz mümkün değil, zira çukurda kalıyor. Her iki tarafındaki tepeler evlerle(düzensiz ve çirkin yapılaşma maalesef) çevrili. Fırsat bulup istediğiniz gibi gezebilirsiniz umarım ☺️
Boğaz turu postuna az önce baktım. Bloga aktaralı 10 yılı geçmiş (2015'te). Gördüğüm Küçüksu Kasrı imiş, unutmuşum demek ki. Boğaza sıfır. İlk gördüğümde Ihlamur Kasrı zannetmiştim, onu hatırlamışım. Benziyorlar ama:)
SilBenzer yapılar evet, taş işlemeleri enfes, karşı yakada(Beykoz ), kısmetse havalar ısınınca onu ve yakınında olan Beylerbeyi'ni çıkaracağım aradan :)
Sil