2/12/2026

ZAMAN , ZAMAN İÇİNDE

 



"Ne yapayım! Gözlerimi kapatınca Dünya daha güzel görünüyor. Böyle yapmasaydık, bunca hikâyeyi nasıl düşleyebilir ve anlatabilirdik?" - Efrasiyab'ın Hikayeleri-


Yazarın ilginç ve mistik hikayelerinin yanısıra sanırım zamanı kullanma biçimini daha çok seviyorum. Daha önce  Suskunlar ve Puslu Kıtalar Atlası'nı okumuştum. Bu yolculuğa Amat ve Efrasiyab'ın Hikayeleri'ni ekleyerek  devam ediyorum. Favorim hala Puslu Kıtalar Atlası değinmeden geçmeyeyim.



Efrasiyab'ın Hikayeleri'nde görevini yapmak için gelen Ölüm oyunbaz biri çıkıyor. Kaybettiği takdirde karşısındaki kişiye bir müddet daha yaşama hakkı vereceğinden bahsediyor. Sıra Cezzar Dede'ye geldiğinde yine başlıyor oyunbazlığı. Anlatılacak her bir hikaye için fazladan yaşama hakkı. Karşılıklı hikaye anlatma anlaşmasında Ölüm'ün Uzun Hasan'ı bulma görevi de var. Sokaklar arşınlanır, evler aranır ve hikayeler sürekli , karşılıklı olarak anlatılır. İşin en güzel yanı anlatılan farklı hikayelerin ve farklı zamanların mekanlarında var olan  unsurların Uzun Hasan'ı bulma yolunda akıp giden zamanın ve mekanın içine gözle görülür , elle tutulur biçimde ortaya çıkıyor olmasıydı. 


Amat ise bir gemi.  Bir görev için yola çıkmış ama görevinin ne olduğu şaibeli fakat düşman gemilerle savaşılacağı garanti. Tuhaf bir kaptanı , her biri günahkar olan mürettebatı , bir de gemiye dahil olan yaşam-ölüm-ölümsüzlük konusunda aklı kurcalanan Süleyman ile yolculuğa çıkan Amat 'ta hiçbir şey normal ve göründüğü gibi değil. Süleyman'a birçok konuda yetki,izin ve serbestlik varken tek bir sınır konuluyor kaptan Divayol Paşa tarafından; yasak kitabı asla okumayacak


Denizcilikte kullanılan tabirler çok sık ve tekrar tekrar geçiyor. Ne güzel yeni şeyler öğrendim diyebileceğiniz gibi ben gibi fazlasıyla sıkılmış , hatta kelimeleri tam okumayıp atlaya zıplaya okumuş olmanız da mümkün olabilir. 


İlahi metinlere birçok atıf yapılarak örülmüş bir hikaye var. Fakat o metinler bir noktada aynen alınıp sonrasında tahrif ediliyor. Misal gemiyi yapan kişinin adı Nuh, geminin borusunu tek çalabilen kişi İsrafil( ki ona takılmış lakap rahatsız etti hikaye örgüsünde atıf yapılan metinlerin gerçekliği sebebiyle, inanç hassasiyeti diyelim), öldürülen masum Habil, rüzgarın sözünü dinlediği Süleyman vs. Bu tahrifin okuyucu ne denli farkında ya da farkında mı soru işareti . 


Sonsuz bir döngüde tekrar eden bir zaman hiyerarşisi var Amat'ta. Son satırlar bunu hissettirdi en azından ve dediğim gibi yazarın zaman üzerindeki oynamaları kitaplarındaki en sevdiğim unsur olabilir.

 

alıntılar: 

Efrasiyab'ın Hikayeleri

Artistik ve ahlâki değerlere asırlar boyu bir türlü erişemedikleri için bunlar uğruna bir ömür harcamayı enayilik olarak gören ve güzelliği üretmek yerine onu para, şiddet ya da kurnazlıkla elde etmeyi fazilet sayan insanların ülkesindeki okullarda, en az rağbet gören ve pek ciddiye alınmayan bir ders de resimdi.


"Geçmişime bakıyorum da, hayat bugüne kadar bana hep güzel şeyler göstermiş: Bu dünyada her şey güzel. Çirkinlik diye bir şey yok; kim bilir, sadece aldanarak ve büyük bir budalalıkla, onda çirkinliği görenler çirkindir belki. Ama ben, dünyayı korku duygusuyla değil, güzellikle tanıyorum. Benim ona baktığım gibi, Dünya da bana bakıyor ve gülümsüyor, ben ona neden gülümsemeyeyim ?


"Nizamettin'de ise , Celalettin'deki derin iç dünyası yoktu. Bu yüzden, hakiki bir erkekte olması gerektiği gibi hayata gerçekçi, yani boş boş bakardı.


Amat

Artık yapmak istemediklerini de yapıyorlar .


İşte, zaman döngüsel olduğu için sadece geçmişi değil, geleceği hatırlamak da mümkündü. Kısacası hatırlama ile kehanet aynı şeydi.


Ama o dayandı. Çünkü yaşaması gerekiyordu. Yaşaması gereken kişiyle öldürdüğü kişi aynıydı. İçki sofrasında kendisine "Sakal" diye hitap edip neden bu Hristiyan adını seçtiğini soranlara şöyle cevap veriyordu: "Fitilli Daniyal 40 yıl önce Tunus'ta vuruldu. Onun yerine Emilio Santos var. Benim yerime o yaşıyor."

2 yorum:

  1. Dini bilgilerin edebiyat uğruna bozulması canımı sıkıyor.
    Madem ki uyduruyorsunuz tamamen uydurun.
    Ben hakikatleri okumayı sevdiğimden tarihi romanları dahi okumam. Çünkü onlar da uydurma oluyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tarihi romanların güzel olanları var aslında. Mekan , zaman ve olaylar korunarak eklenen kurgu karakterler ve hikayeleri ile dönemin resmi çekilerek okuyuşu biraz daha keyifli kılabiliyor ve daha çok kişiye ulaşma konusunda faydalı da oluyor bana kalırsa. Ama gerçek bir kişi ve yaşadıkları üzerinde kurguya gidilmesi hoş değil elbette. Okuduğum kitap üzerinden yola çıkarsam misal gemiyi yapan ve yapabilen tek kişinin Nuh adında biri olması ama bu kişinin muskalarla koruma yapabildiğine inanılmasa dahi mürettebatı saran korku nedeniyle müracaat edilmesi ve gemideki herkesin günahkâr olması gibi gerçekten yola çıkıp gerçekten uzaklaşması inanç hassasiyeti olmayan bir okuyucu için anlam ifade etmeyebilir ama her okuyucu nihayetinde aynı değil.

      Sil