12/06/2022

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 172


 

Sevgili sadevederin(tık,tık ) bu haftanın sohbet konusunu şu şekilde belirledi; 


Eskiden anlamadığınız ama şimdi anladığınız bir şey var mı ?


Efendim okul hayatım boyunca ingilizce ders notlarım 5 olsa da kesinlikle hiçbir şey anlamadım. Sonra okul hayatı bitti uzunca bir süre önce , geçtiğimiz senelerde belediyenin ücretsiz kurslarına kayıt oldum (b1'e katıldım en son)  ve o da ne, onca seneki eğitimden anlamadığım şeyin çok daha fazlasını anlar oldum :) 


Hayvanları uzaktan seven ama asla temas edemeyen ben yine birkaç sene evvel temas ederek, dokunarak sevmeye başladığım kedi sayesinde  anlayıp algıladığım şey elbette ki ilk ve özel olan oldu.

 

Söz olarak çok işitip dinlediğim ama kendi dünyamda yer bulmadığı için "nasıl olur yaaa, olur mu öyle şey"  dediğim akrabalık ilişkilerinin tam da söylenilenler  gibi olduğunu anladım bir de. Ne eksik ne de fazla :) 


İtiraf etmeliyim ki bu biraz can acıtıcıydı. Üstelik huzursuz edici. Toksik bir ilişki türü zira ben hala atsan atılmaz satsan satılmaz kafasında olanlardanım, yani eski kafalı :) Oysa arkanı dön ve çık diyorlar. Çocukken bağlandığın , hevesle yanlarına koştuğun , beni üzüp incitmezler hatta herkese karşı en önde savunurlar dediğin akrabalar, sen onlara karşı verici olduğun için varlarmış. İlk itirazda, "ben de varım"  dediğin anda ufak ufak soğuk havalar esmeye başlıyor. Fark ediyorsun elbet ama görmezden gelip geçiyorsun. Bıçak gibi kesip atmak hem o yaşanmışlıklara hem de o duygulara haksızlık diye düşündüğün için. İğnelemeler, laf kondurmalar oluyor, es geçiyorsun ama an geliyor "ben de varım" deyip karşılık veriyorsun. Böyle böyle iyice açılıyor aralar. "İşim vardı, kafamı kaşıyacak zaman bulamadım" gibi sözlerin yalan olduğunu bile bile" n'apsınlar, hayat şartları ister istemez bu hale getiriyor" diye kılıf uyduruyorsun. Aynı şartlar başkalarıyla aynı olmuyor kesinlikle ama :) zaman bulmak ve zaman ayırmak deveye hendek atlatmak değilmiş. Gelinen sonda herkes her şeyi bilir hale geliyor ve arada kocaman dağlar sıra sıra uzanıyor. Bir diğer kuşak ile de farklı farklı senaryolar ama fitilin ateşlenme noktası hep aynı. Ben de varım !  Son raddede , yitip gidenler köşeye alındığında şu sonuç elinde kalıyor. Sen başlı başına birey bile olamıyorsun, ya annesinin kızı ya da babasının kızı. Asıl hedef ebeveynler elbet :) Ve onlar göçüp gittiğinde ( Allah uzun ömürler versin) o da olmuyorsun. Kuzenlerimin başına gelmesi bu gerçeği ilk fark ediş anımdı. 


İşi gücü olmayan insan etrafındakine sarıyor, bu net. Uğraşacak bir şeyler, edinilmiş bir hobi vs. olmayınca akraba denilen ilginç varlık kaynattığı kazan ile yaktığı ateşte hem çevresini hem kendisini harlayıp duruyor.  Oturup karşılıklı konuşmayı da beceremediği için ve sürekli imalar, aracılar vasıtasıyla iletişim adı altında iletişemediği için bu varlık,  çözüm asla olmuyor. Olan şey bayramda seyranda bile birbirine uğramayan ama dışarıya karşı yoo, herkes çok iyi numarası yapan ibretlik manzaralar. Evet, tüm bu gerçeği anlamam yakın zamana denk gelir, maalesef :(


Bir de hayat kısa, 40'lar geliyor :) Selam olsun Bastiani Kalesi'ne.


15 yorum:

  1. Ben akraba ilişkilerini artık önemsemiyorum. Zira yıllarca onlarda bizi önemsemedi. Küçümsedi.
    Para varsa itibar görürsün. Akraba olsan bile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çoğu şeyi boşladık gitti zaten de gelinen sonun huzursuz etmesinin önüne geçemedim henüz.

      Sil
  2. Merhaba akrabalık ilişkileri konusunu ben de geç anlayanlardanım. En yakın aile içindekilerin bile gerçek yüzlerini tahmin etmediğin edemeyeceğin şekilde görüyorsun. Hülya

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çekirdek aile maşallah diyelim, Allah uzak etsin , sonra diyorum ki yahu hepsi çekirdek aileydi, böyle garipliklerin oluşmasına nasıl müsaade edildi, O tepeden başlayan müsaade yayılıp yayılıp kuşaklara indi.Samimiyetsizlik akıyor her yerden şimdi oysa baya gıpta ediliyordu erken fark edebilseydik bu kadar rahatsız olmazdık belki, Allah hepimizin hakkında hayırlısını eylesin.

      Sil
  3. O kediye buradan teşekkürler o zaman, kendini sevdirdiği için başka kedilerin okşanabilmesinin de önünü açmış :)
    Akrabalık ilişkileri... Akraba dediğimiz insanlar da neticesinde insan. Toksik olanları da çıkabilir :) Ve yakın da olsa uzak da olsa insanlara on defa bir iyiliği yapıp -kendinden taviz vererek olsa bile- bir defa o iyiliği yapmasan bunu normal bir durum olarak görmek yerine kötü ve eksik yaptığın bir şeymiş gibi görmeye başlıyorlar sanırım, sorun burada başlıyor...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hem de çok teşekkürler:)

      Senin kendinden verdiğin her şeyi senin görevin,vazifen gibi algılama ve bu doğrultuda seni kullanma potansiyeli incelikten yoksun herkeste var ne yazık ki.Yabancı olunca iş kolay ama işte akraba olunca ortalık karışıyor biraz. Sonra sen etrafı toplamaya ve düzen getirmeye çalışınca sıfatlar gidiyor, gerçekler kalıyor, Atticus'un dediği gibi ( bülbülü öldürmek)

      Sil
  4. Öyle ne yazık ki..Bilmiyorum, belki de daha küçükken sağlıklı bir duygusal ve akli bir ilişki kurmayı öğrenmek gerekiyor, bizden geçti de gelecek nesilleri kurtarmak adına şart sanki :)

    YanıtlaSil
  5. akrabalık ilişkileri insanı hasta ediyor de miiiii güzel söyledin :)

    YanıtlaSil
  6. İngilizce konusunda orta bire giderken aynı sorunu yaşadım. İlk yarı o kadar çabalamama rağmen hiçbir şey anlamamıştım. Sömestre tatilinde varımı yoğumu ortaya koymuş ve ikinci yarının ilk sınavına hazırlanmıştım. Yine kötü bir not alırsam havluyu atacak ve ben bu işi yapamayacağıma kanaat getirecektim. Sınav sonuçları belli olduktan sonra sınıfta tek 10 alan kişiydim. Ne hoca ne de ben bu değişimi anlayamamıştı. Tahtaya kaldırdı, meraklı gözlerle bakıp bunu nasıl başardığımı anlamaya çalışıyordu. Hani başkası daha yüksek not alsa kopya çektiğimden şüphelenecekti muhtemelen. Olayı çözmüş, işin sırrını anlamıştım. Ondan sonraki öğrencilik dönemimde İngilizce sorun olmaktan çıkmıştı.
    Köpeklere karşı tedirginliğim kızımın bir golden alıp bakımını üstlenmesiyle sona erdi. Onlardan zarar gelmeyeceğini anlamama vesile olduğu için mutluyum. Kediler konusunda tırmalayabilirler korkusunu hâlâ içimde taşıyorum.

    Akraba, arkadaş, dost fark etmez, iyi insan ya da kötü insan vardır. Benim formülüm net, kötü olanlardan uzaklaşıyor yok sayıyorum. İlişkilerin çoğu menfaat üzerine. Bazıları uyanık çıkıp sizi kullanmaya kalkıyorlar. Akrabalarımdan çok daha fazla kendime yakın hissettiğim ve birlikte olmaktan mutlu olduğum iyi insanlar var. Evlâtları bundan ayrı tutuyorum yalnız. Çünkü onların dünyaya gelmesinde ve topluma kazandırılmasında sorumluluğumuz var. Sadece çocuklarımıza karşı mecburiyetimiz var, anne baba dahil ister kan bağı olsun ister olmasın hiç kimseye karşı mecburiyetimiz yok, yasalar aksini söylese bile. Bu benim düşüncem. Bazıları çocuk yapmalarının sebebini yaşlılıklarının bir güvencesi olarak açıklarlar. Çocuk bir yaşam sigortası ya da yatırım aracı değildir. Eğer annelik babalık görevini doğru dürüst yaptılarsa çocukları onları mecburiyetten değil minnetle hoş tutacaklardır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz kendi kendinize çözmüşsünüz meseleyi, ne güzel :) ben, ezberci sistemin getirdiği şablonu öğren ve uygula kısmını çözdüğüm için tek kelime anlamaya anlamaya yüksek not aldım:)

      Köpeklerle münasebetim ancak yanlarında korkmadan yürümeyi becermem şeklinde, onlara dokunamıyorum hala, tabii bu şehirdeki köpekler için geçerli, köy yerinde sesleri gelsin yön değiştiririm :)

      Güzel ve sorunsuz bir düzen getirmişsiniz aslında meseleye, daha yol almam gerekiyor şüphesiz:)

      Sil
  7. Bir postuma yorum yapmıştı sevgili Leylak Dalı "Akrabalık en tehlikeli kan hastalığıdır" bunu etaminle işleyip çerçeve yapcam eve. Gelen giden akrabam olursa inceden mesajı alsın. Sevmem ben akraba falan benimkiler hep akrep çünkü. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) oldukça yaratıcı bir fikir....herkesin aynı yerden rahatsızlığının olması kötü yaa, komple terapi lazım ülkeye:)

      Sil