İstanbul'un hafta sonu çılgınlığından bihabermişiz gibi , kısıtlamaların kalktığı ilk pazar günü kendimizi attığımız yer oldu Fatih Korusu Tabiat Parkı, nam-ı diğer Otağtepe. Bile bile lades blogcum. O meşhur basamaklarında durup afilli resimleri paylaşmak isterdim ama bedavaya kuyruk var, çekemedim:) Sonra bedavası daha az olan yerlerde ufak ufak hatıralıklar çektirdim. O resimlerin de içine hep tanımadığım ablalar, abiler yerleşmiş. Desen desen, renk renk, çeşit çeşit. Sonra , acaba ben kimlerin anılarına ecüş bücüş hallerle eklendim diye bir iç muhasebesi yaptım. Muhasebe , muhasebe olalı böyle eziyet görmedi , o yüzden kendi haline bıraktım :)
Öğlenin ilk saatleri koyu bulutlar ve çiseleyen yağmur olunca, bundan güzeli olamaz diye bir heveslendik önce. Çünkü sıcak, çok sıcak şu günlerde. Bundan ötürü çok bir güzel diyorduk ki biz hedef noktasına varmadan yağmur da gitti, güneş de pasparlak geri geldi.
Ağaç gölgeleri hoş , yüksek rakımdan dolayı serin iken güneş ile temas edince tüm o serinlik ve hoşluk gidiverdi haliyle. Sandalyesini ya da örtüsünü alıp gelen o serin gölgelikleri kapıvermişti. Biz de aheste aheste dolaşmaya başladık parkı.
Gülibrişim ağaçları parkta ilk göze çarpanlardan. Yasemin kokuları da her yerden geliyordu. Zaman , onların zamanı demek ki. Yürüyüş yolu boyunca sıralanmış çalılar , aralarında solmuş turuncu çiçekleri belli- belirsiz saklıyordu.
Manzara zaten muhteşem ama beni en çok sevindiren şey parkın kelebeklerle dolu olmasıydı. İstanbul'da son birkaç senedir fark edilir bir kelebek popülasyonu var, kendi yaşadığım çevreden kolaylıkla fark edebiliyorum bunu. Oldukça fazla ilgilenir oluşum belki de bu farkındalığımın sebebi:) Parkta ise çok daha fazlası vardı. Uçuş uçuş her yerdelerdi. Birkaçının peşinde dolandım ama heyhat, durmadılar ki .Bir de o kadar insanın içinde fazlaca sürünmek istemedim. Bildiğim, daha önceleri(köyde) resimleyebildiğim kelebeklerdi .Vanessa atalanta, Kırlangıçkuyruk, Diken kelebeği ,Küçük Beyazmelek en belirgin görünenlerdi.
Çok büyük bir alan değil. Bu sıcaklarda erken vakitler de gitmek de hiç akıl kârı değil. Resim çektirme telaşına düşerseniz baya zaman harcayabilirsiniz. Bir an , sadece kısacık bir an, önce kendime, sonra etraftaki onca insana baktım. Durumumuz çok vahim blogcum. Nefessiz, elde telefon resim çekiyoruz , dakikalarca sıra bekliyoruz. Ahvalimize yamuk bir gülüş ve baş sallayış yaptım sonra çekiyorum sesine odaklanıp o kısacık andan çıktım.
Herkes kendini dışarı atınca her yer kalabalık sanırım. :) Ben daha gitmedim bir yere, arada mahallede yürüyüş yapıyorum o kadar. :) Yani köye gittiğimi saymazsak, orada sinek çoktu, günlerce kaşıntıdan kurtulamadım.
YanıtlaSilÖyle oldu :) Kötü tarafı şu ki maskeler de tedavülden kalkmış.Çoğu kişi , yakın mesafede durmalarına rağmen maskesizdi.Sıcak bunaltıyor ama yine de dikkatli olmak lazım.
SilSinek görüntüsü bile kaşıntı yapar ben de .Rahatsız edici sahiden.
Görseller çok güzel. Sıcak havada maskeyle gezmek zor olsa da katlanıyoruz galiba😊. Zira resmini çekmeye çalıştığın kelebekler gibi özlemişiz özgürce gezip dolaşmayı😊🤚
YanıtlaSilSanırım öyle:) yinede daha geç saatlerde bu gezme işlerini ayarlayabilsek daha güzel olacak.Teşekkür ederim :)
Silaaa hiç gitmedim, duymadım burayı, ben de ormanlık ağaç altı gölgelik arıyom hep, gitmek için, kimsenin gitmeyeceği bir zamanda gidip senin gibi iç muhasebesi yapmalı ha ha haaa ne güldüm ama yaaa :)
YanıtlaSilHafta içi mümkünse planla deep :) kimlerin anılarına izinsiz dalışlar yapacağını bilemezsin :)
SilAğaç gölgelikleri manzara eşliğinde hoş ama o kısımlarda toprak ve budanmamış otlar var.Örtüsüz oturmaya pek elverişli değil.Azıcık oturup börtü böcek yüzünden kalktık hemen.Düzenli bakımı yapılan çim alanlarda fazla gölgelik alanlara sahip değil.İkindi sonrası ideal bu yüzden.Oturma bankları var dinlenmek için yürüyüş yolları üzerinde.
Burası köprü ve boğaz manzarası çekmek için görmeyi çok istediğim yerlerin başında geliyor ama sizin de yazdığınız sebepten dolayı gitmiyorum.. Yasakların kalkması ile böyle olacağı belliydi aslında:-)) Pandemi zamanı kısıtlamalar varken Nakkaştepe'ye gittim ama şansıma bakım-tutum nedeniyle kapalıydı ve elim boş dönmek zorunda kalmıştım:-))
YanıtlaSilGüzel fotoğraflar için günün erken saatlerinde orada olmak gerekiyor gibi.İstanbul'un kendine has rutini bu malesef :(
SilEn çok yeşil alanlar özlenmiş, hep ağaçlık alanlar, parklar gelmiş hepimizin aklına. Sıcaklar çekilecek gibi değil cidden. Onca zaman sonra millette nasıl bir özlem. TV haberlerinde rastladım. Piknik yapanlar gece 3'e kadar kalkmamışlar yerlerinden. Polis yanlarına gitmiş soru soruyordu:)
SilPark çok güzelmiş, fotolar ise şahane. Gülibrişim ağacı ilk kez duydum. Ve kelebek görünce peşine düşme huyu bende de var. Tek sorun kelebek göremiyor oluşum:) Umarım birgün...
Yeşil pozitif enerji patlaması oluşturuyor bünyede. Ferahlık ve sevinç hissi oluşturuyor. Kapana kısılmış gibi hissettiğimizden uzun zamandır hepimiz yeşile koştuk haliyle :)
SilGörüp merak ettiklerimi google amcadan bakıyorum . Gülibrişim ismini de böyle bir süreçte öğrenmiştim:) Yeşil yaprakların içinde ki tüy gibi pembe çiçekleri pek bi nazlı duruyor. İpek ağacı da deniyormuş. Kelebeklere yaklaşmak çok zor. Köyde etraf sessiz olunca olabildiğince hareketsiz haraket ederek yaklaşılabiliyor.Bir de ben telefon ile yapmaya çalıştığım için baya burunlarının dibine girmem gerekiyor :) Fakat burada öyle bir imkan yok, her yer ve her şey hareket halinde. Dediğiniz gibi, umarım uçuşur sizin de etrafınızda kelebekler :)
Teşekkür ederim.
kimlerin anılarına dahilim düşüncesi İstanbul2da fotoğraf çekerken hep yaşadığım bir şey. Sultan Ahmet'in kapısından Ayasofya manzarası alayım dedim. gerisini tahmin etmek zor olmasa gerek. :)) Sevgiler
YanıtlaSilÖyle ne yazık ki :) benden de sevgiler...
Sil