9/30/2026

GERİYE KALANLAR

alıç

 

3 aydan 5 gün eksikle evime nihayet döndüm. Normalde ağustos gibi dönerdim, annem ve babam ekimin ilk haftasına kadar kalırdı. Bu sefer takvim biraz şaştı, köydeki akrabalarım da benim bu vakte kadar kalışıma şaştı:) Geldik, nefeslendik ve daha önce bahsettiğim gibi ev bulma telaşına koyulduk. Bundan sebep biraz kuvvetli bir nefeslenme gerçekleştirme niyeti taşıyorum, kısmet :)


Eylül ayı soğuk başladı, ikinci yarısında hava biraz yumuşadı, son faslında yani burada ısınma planları düşlerken kombiyi açan var mıdır :)  açsam mı sorusu ile baş başa kaldım zira kalın hırkama ve örgü çorabıma sıkı sıkıya sarıldım. Güneşli havalar buradan da elini eteğini çekmiş. İlk geldiğim gün  (cumartesi) biraz gördüm kendisini, görüş o görüş.


Değişen hava durumu sonbahrın etkisini hissetmeye sebep olan tek şey şu an, gözle görülür bir şeylere henüz erişemedim ama sonbaharın erken geldiği köyde böylesi güzel before-after'lara denk geldim. Daha fazlası vardı var olmasına ama " bir yaşamı bundan güzel özetleyen ne olabilir ki " dediğim için kendime burada da olsun istedim. Her hali ve her evresi ile yaşam güzelliklere gebe. Çok sık hatırlatmak lazım bunu kendime.




Böcek fobisi olup böcek fotosu peşinden koşmak nasıl bir ruh hali bilmiyorum ama bu sporu yapıyorm. Çocukluğumdan beri gidiyorum köye ama her sene yeni bir şeyler fark edip, her sene yeni bir şeyler öğrenip, hayranlığın verdiği şaşkınlığı yaşıyorum.


Misal bu arkadaş bir peygamberdevesi. Bana yandan attığı manidar bakışı bir kenara koyarsam ön bacağındaki siyah, kalın halka benim ilgimi çeken kısımdı. Tehdit algıladığında bacaklarını yana açıp, iç tarafta kalan bu halkayı görünür kılıyor ve kocaman bir göze sahip olduğunu gösterip saldırganı ürkütüp, kaçırıyormuş. Tabii bu durumda saldırgan ben oluyorum :) yanlış anlamaya kurban gitmeme ramak kalmıştı. Bir de bu leke bu türün ( avrupa peygamberdevesi) en belirgin ve ayırt edici özelliğiymiş.




Sonracığma bağ maymuncuğu denilen bu arkadaş bu sene evin içinde , münasebetsize çok dolanır oldu. Zaten her sene bir tür illaki çok oluyor diğerlerine göre. Normalde bahçede olsa dikkatimi çekmeyecek olan bu üçkağıtçı böcek, onu her evden uzaklaştırma girişimimde hafif yan yatıp, tüm bacaklarını toplayıp , birkaç saniye boyunca hareket etmeyerek yani ölü taklidi yaparak rol kesiyordu. Benden eylem gelmeyine pıtı pıtı yürümeye başlıyordu. Önce kendimden şüphe ettim, kafanda kuruyorsun kızım ! Fakat, her biri aynı şeyi tekrar edince emin oldum. Tabii bilmeyene anlatsam o da benden şüphe eder, sonra ben sıfır böcük 1, sen sakın etme blogcum, emi :)








Umarım fark ediliyordur resim zira hayalet gibi takılan bu arkadaş evin içine günlerce girip konser veren ve yerini zar zor belli eden cırcır böceği. Bağ horozcuğu da deniliyormuş. Horoz sabah uyandırıyor bu ise gece uyutmuyor. Hayır, bahçe bunlarla dolu zaten, git şarkını dışarı da arkadaşlarınla söyle, ne işin var senin evimde, değil mi? annem dışarı attı, birkaç saat sonra annemin üzerine yapışmış  bulduk, geri gelmiş. Biz attık, o geldi, uzağa fırlattık yine uçup geldi, hatta yetmedi ayağımızda sırtımızda gezdi. Biz bezdik o pes etmedi Şimdi eve geldik ve sonunda rahat ettik. O değil biz kaçar olduk ama olsun. Sesi çıkmadığına göre valizlerimizle gelmiş değil :)



Şimdi de sizi google amcanın bebek odaları dediği yere alayım :)


Mazı Meşesi bizim köyde olan bir ağaç değil. Bir vesileyle yolu düşmüş, küçük otsu şeklindeyken  bir miktar uzamasıyla ağaç olduğu anlaşılmış, yol kenarında duruyor. Annemle gezinirken minik ağacın yapraklarında bu ilginç , güzel , renkli boncukları gördük. Güzel parlıyorlardı, fark edilmemeleri mümkün değildi. Ağacın küçük yemişleri diye düşünüp yaklaştık ama dallarda değil yaprak altlarında , yapışık vaziyette durduklarını gördük. ta-ta-taaaammm...bunlar kesinlikle yumurta :) irili ufaklı, yeşil-turuncu-kırmız renklerde , minik ve yuvarlak yumurtalar. Sonra bazılarında tek başına takılan boynuzlu yapılar vardı . Bu resimlediğim de ise her birinden mevcut, ağacın yemişi de.  Scrat'ın(buz devri)  peşinde koştuğu şey gözümün önünde duruyor :) 


Gal arıları ağacın yapraklarına yumurtalarını bırakıyormuş. Ağaç kendini korumak için kimyasal bir reaksiyon gösterip tehdit olarak gördüğü yumurtaların etrafını sarıp  bu yuvarlak yapıları (mazı) oluşturuyor ve  içine yumurtayı hapsediyormuş. (bkz.istiridye inci ... tık,tık )Bebek odası tabirini bu yüzden kullanıyor, yumurtalar güvende çünkü bu sayede :) Şu boynuz gibi gözüken de aynı şey , yumurta bırakan mazı arısının türü farklıymış. Kısacası ağaç, üzerindeki yumurtanın türüne göre binaları farklı biçimlerde inşaa ediyor. Ne muhteşem ama ! Sübhanallah...Bu sene tanış olduğuma en çok sevindiğim şey olabilir. Arıların çıkışını göremedim ama, babam ertesi gün ağacın yanına gittiğinde yapraklarının çoğunun boş kaldığını söyledi. Bir gecede firar etmişler :)






Yer böyle hareketliyken gök durur mu? durmadı elbet. Bir gün tavşanın biri gelip fareyi uyardı, kedi geliyor ona göre diye ama hiiiiç oralı olmadı. Tavşan tası tarağı toplayıp gidince, birkaç dakika içinde kedi geldi. Fare olduğu yerde donup kaldı. Kedi ise hafifçe başını fareye doğru eğdi , manidar bir gülümseme yerleştirdi yüzüne, kısılmış gözleriyle bir şeyler mırıldandı fareye.






Uzaylılar tarafından kaçırılan ilk insan kişisi olacaktım ki, uzun uzun tepemde dikilip yeni nesil ufo araçlarıyla izlemeyi yeğlediler. Kişisel bilgilerim çalınmış olabilir, kaçırılsaydım da bu başıma gelmeseydi :) blogların trafik ağına takılıp dünya gündemine düşersem görüşürüz bir ara yeniden :)






Bu da sana kalsın blogcum, her şeyi benden bekleme :) Sen neler görüyorsun gökte ?









4 yorum:

  1. Selam fotolar harika yorumlar bilgiler çok güzel doğanın kendi türküsü ayrı güzel. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  2. Bu böcükler yapar kardeşim. Benim de şahit olmuşluğum var bu ölü taklitlerine.

    Yahu bu mazı denen şeyin içinde arı yumurtası mı varmış? Ben bir ara hoşuma gidip eve getirmiştim. Şuan durmuyor gerçi. Yaprağın üzerinden düştüğü için atmıştım. :) Kurumuş şeyleri severim, bir tabak dolusu var. Toplarım dolaştığım yerlerden. Arasıra fotolarını çekip blog yazılarında kullanıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aklımızla oynuyorlar resmen :)

      Öyleymiş, rengi koyulastığında( kahverengi gibi duran parlak sarı, tam olarak hangi renk bilemedim :) ) kemirip çıkıyormuş o yuvarlakların içinden. Almayı düşündüm ama içinde yavru vardır diye almaya kıyamadım. Hoş, o arıları görünce köşe bucak kaçarım :)

      Sil