Nihayet bugün ısındım...hem de kemiklerime kadar. Vakit öğle sonrası, mekân dut ağacının altı. Isınmış ve hatta biraz da sıcaklamış vaziyette hamaktan bildiriyorum, not düşüle :)
Sizin oralarda havalar nasıl bilmiyorum ama Eylül başından beri donuyorum, öyle böyle değil üstelik. Bahçe, eve nazaran daha sıcak, tepemizdeki güneşin cılız ışıkları bir miktar ısınmak için iyi ama o da çabuk kayboluyor. Rüzgar yer yer dağıtıyor ortalığı, gri bulutlardan gökyüzünün mavisi de kaçtı. Arada kendini gösteren güneş olmasa ne yaparım bilmiyorum.
Annem de kül ve is ile uğraşamayız, bugün yarın gideceğiz diye sobaya izin vermiyor ama ayın üçte biri gitti biz daha buradayız. Böyle giderse ayın sonunu bulacağız dönüş için. Lahana misali sarındım hırkalara, çoraplara. Benimkiler yetmeyince annemin kıyafetlerine de dadandım. Baharlık getirdim çoğunlukla, hafif hırkalar yeter dedim. Ayaza keseceğimi düşünmemiştim.
Apartman toplantısı yapılmış, Aralık gelmeden evleri tahliye edin diyorlar. Ben kara kara ev nasıl toplanacak, yeni ev nasıl bulunacak, temizliğidir, taşınmasıdır nasıl olacak diye düşünürken babam ve erkek kardeşim pek bir sakin, daha zaman var kafasındalar. Erkek milletinin rahatlığından istiyorum ya, valla bak.
Mevsim değişince buraların sesi de değişti. Gidenler oldu ve daha da sessizliğe büründü. Cırcır böcekleri de gür ötmüyor artık. Biri evin içine girmişti en son, onu bulana kadar baya bir konser dinlemiştik. Bıldırcın yumurtası yemiş olabilir:) Arkadaş (sanırım bağ horozcuğu da deniliyor) şeffaf ve küçük bir şey olduğu için bulabilmek için akşam ışıkları kapatıp el feneri ile aramak gerekiyordu.
Bu sıcak günün biraz daha keyfini çıkarmak niyetindeyim. Birkaç güne daha da düşecekmiş sıcaklıklar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder