Hazır mercimek çorbasını ateşe koymuş ve suyunun kaynamasını bekliyorken biriktirdiklerimi not düşeyim :) Keyifler yerindedir inşallah blogcum. Havalar memleketin her yerini bunaltıyormuş, haberleri izliyorum. Gündüzleri burada da durum aynı. Hoş, iki gündür gölgeli ve hafif gri bir hava var ama sıcaklık yine de iç bunaltıyor. Ağustosun üçte biri gitti geri kalan günler Eylülün serinliğinden bir parça çalar umarım.
Kardeşim evine döndü, cimcimelerin gürültüsü yok, sessiz ve biraz da ıssız kaldı buralar. Bu ayı da burada geçireceğiz, evimizin kentsel dönüşüm ile ilgili mevzusu var, oradan gelecek habere göre şekillenecek Eylül ayı için akıbetimiz.
Erikler iyice olgunlaştı, ufak ufak dalında kurumaya bile başladı. Bu silkeleme zamanının geldiğini gösteriyor. Biz de o zamana uyduk ve kafamıza, omzumuza, sırtımıza bolca darbe ala ala işi bitirdik. Hep dediğim gibi, azıcık gıcık mı etti biri sizi, hemen erik silkelemeye çağırın 😅
Evimizin hemen yanında bir elektrik direği var, etrafında da kablolar. Akşamları bir kuş sürekli gelip kablolara konuyordu. Kısa aralıklarla uçup gidip hemen geri geliyor ve bu hareketi sürekli yapıyordu. "Evi ağaçta bizi görüyor diye gidemiyor" diye envai çeşit hikaye kurduk, ta ki kuş kendi hikayesini bize anlatana kadar. Yeşil çayır çekirgeleri baya büyük ve bedenlerinden büyük antenleri var. Loş ışığın altında uçarken bizim teldeki kuş bir hücumla kalktı ve o koca cekirgeyi havada yuttu. Meğer gece avcısıymış. Sokak lambasının loş ışığı çevresinde uçan kaçan şeyleri avlıyor, o yüzden bizim anlam veremediğimiz kısa aralıklı uçuşları yapıyormuş. Uzun kuyruğu, uçarken belli olan beyaz çizgili kanatları ve minik göbüşü dışında kuşun net görüntüsünü bilemiyorum ne yazık ki. Tuttuğum fener bile mesafeden dolayı yeterince aydınlatamadı.
Ufak ufak sebzeleri yemeye başladık, en azından artık biber salatalık gibi sebzeleri satın almıyoruz. Mevsim değişecek ama burası böyle, rakımdan dolayı kısa ömürlü oluyor sebze işleri. Bu sene verim yüksek değil ne yazık ki, havadan dolayı sebzeler normalinden daha da gecikti ve bir garip ama üç kişilik nüfusumuz için yeterli. Domateslerin kızarmasını ve top büyüklüğüne gelmiş karpuzumuzun biraz daha olgunlaşmasını bekliyoruz şimdi. Elma ağaçları dolu dolu ama tadı tuzu yok. Erikler ve kirazlar dışında çoğu meyve garip bir acılık içinde.
Gidip ateşin altına biraz daha odun atayım, yoksa çorba yerinde sayacak. Görüşüne dek blogcum, selametle....
Kolay gelsin. Zorlukları vardır ama yine de köy havası iyi gelir insana. Kuşlar ayrı bir alem, ne güzel ziyarete gelmişler en azından. :)
YanıtlaSilTeşekkür ederim ☺️ kuşlar sanırım en çok mutlu eden şey şu aralar... çok göstermiyorlar kendilerini zaten, eskiye nazaran sesleri de çok cılız kalıyor. Rastlaşınca iyi hissettiriyorlar .
SilKolay gelsin, oraların keyfini çıkar...
YanıtlaSilTeşekkür ederim ☺️
SilOooo vahşi yaşam :) gece avcısı :) ya senin insta fotoların çok iyi biliyor musun? doğa fotoların :)
YanıtlaSilBurada avcı çok, onlar beni görmesin ben onları görmeyeyim diye dua ede ede dolaşıyorum etrafı 😅 ne güzel, beğendiğine sevindim 😊
SilOlur öyle vakalar, minik göbüş yakalar.
YanıtlaSilBizim burada çekirgeler görünmez oldu. Mevsimi tamamladılar herhalde.
Sabahları bir kuş sesi duyuyorum ben de ama şimdiye kadar hiç göremedim. Bildiğim herhangi bir kuşun sesine benzemiyor. Nette de bazı kuş seslerine baktım ama yok.
Burada da yok, tek tük var artık. Oysa adım attığın her yerden zıplıyorlardı. Kuşlar hep öyle, göstermiyorlar kolay kolay kendilerini :(
Sil